Number of visitors

30 Haziran 2017 Cuma




KAPTAN  JUNE


Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ağaç, açık hava ve doğa


Merhaba Gönül Dostlarım,


Bir kaç gündür sizlerle yaşlılık ve yaşlı insanlarla ilgili bir takım paylaşımlarda bulundum. Benim burada vurgulamak istediğim hangi yaşta olursanız olun bulunduğunuz topluma, hayata, bitkilere, doğaya nasıl faydalı olabilirim ki, bu evren gelecekte de kendini geliştirerek idam ettirebilsin  duygusuna sahip olma düşüncesidir.

İşte hayatını kalbinin götürdüğü yerlerde yaşamış cesur bir insan, örneğin şu yorumu yapanlardan çoğu böyle bir yaşamı seçmeyiz demektedirler, önünde saygıyla eğilenecek bir hanım efendi.
94 yaşına rağmen hayata tutunmayı bilen yaşamının her döneminde insanlara yardım etmeğe çalışan, doğayı ve hayvanları seven  hümanist bir yapıya sahip, hayata karşı mücadeleden yılmayan ve sonunda başaran bir kadın.
 Bu arada Gazeteci yazar Sayın Yılmaz Özdil beyefendiye, bu yazıyı  bizlerle paylaşmasından  dolayı sonsuz teşekkürlerimizi arz ederiz...

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın..  




joan christine fairey haimoff ile ilgili görsel sonucu
KAPTAN  JUNE

1922.
94 sene önce…
İngiltere'de doğdu.
Babası petrol mühendisiydi, iş için Afrika'ya taşındılar, Uganda'da yaşadılar, Svahili dilini öğrendi, uçsuz bucaksız savanlarda çıplak ayakla koşturdu, macera filmlerini andıran hayatı işte böyle başladı.

*
Çılgın.
Güzel.
Etrafına ışık saçan bir kızdı.
*                                                                                        
Londra'ya döndüklerinde, bale, tiyatro, şan dersleri aldı, sahnelerde olmayı düşlüyordu ama, henüz 20'sinde aşık oldu, evlendi, eşi çok zengindi, aralarında ciddi yaş farkı vardı, bambaşka bir hayata savruldu, düşündükleri gibi gitmedi, boşandılar, bir başkasına aşık oldu, gene evlendi, bu seferki eşi daha da zengindi, önce New York'a taşındılar, sonra Cenevre'ye yerleştiler, muhteşem bir malikanede yaşıyorlardı, jet sosyetedeydi, ışıltılı partilerdeydi ama, Afrika savanlarında koşturan ruhunun aradığı bu değildi, gene boşandı.
*
Küçücük bi yelkenli aldı, tek başına, Akdeniz'e açıldı. Yunan adalarına demirledi. 20 sene… Şu adadan bu adaya dolaşırken, Ege denizini avucunun içi gibi bilen, tecrübeli bir kaptan haline geldi.
*
1975.
Ömründe ilk defa…
Marmaris'e uğradı.
Dalyan'a.
İztuzu plajına vuruldu adeta.

iztuzu plajı ile ilgili görsel sonucu
*                                                                                              
Seneye gene geldi.
Öbür sene, gene.
*
Olacak gibi değildi.
Ayrı duramıyordu.
*

iztuzu plajı ile ilgili görsel sonucu1986.
64 yaşındayken…
Tası tarağı sattı.
Dalyan'a taşındı.
İztuzu plajında derme çatma, ilkel bi barakaya yerleşti.
*
Bi sabah uyandı ki…

joan christine fairey haimoff ile ilgili görsel sonucu
Etrafı carettalarla dolu.                                                                         
*
Meğer…
Yuvasını, carettaların yuvasına yapmıştı!
*
Çocuğu yoktu.
Kaplumbağaları evlat edindi.
*
Gel zaman git zaman… İztuzu Plajı'na beş yıldızlı otel yapılacağı anlaşıldı. İngiliz-Arap ortaklığı, 1800 yataklı bir otel dikilecekti. Doğal Hayatı Koruma Derneği'yle elele verdi, dünyayı ayağa kaldırdı, ABD'de İngiltere'de İsviçre'de kampanya başlattı, Turgut Özal hükümetine geri adım attırdı, otel projesini iptal ettirdi, İztuzu plajı SİT alanı ilan edildi, carettalar ilelebet kurtuldu.
joan christine fairey haimoff ile ilgili görsel sonucu*
Bir daha böyle bir tehlike yaşanmasın diye… Deniz Kaplumbağaları Koruma Vakfı'nı kurdu. Vakfın kurulması için gerekli olan parayı kendi cebinden verdi.
*
2009'da…
87 yaşındayken…
Türk vatandaşı oldu.
*
Joan Christine Fairey Haimoff.
Kısaca “kaptan June” olarak tanınıyor.
*
Sekiz köpeği ve dokuz kedisiyle birlikte hâlâ o barakada yaşıyor, 1966 model vosvosuyla Dalyan sokaklarında dolaşıyor, bilgisayar kullanıyor, gündemi takip ediyor, İztuzu' na çivi çakılmasın, carettaların üreme alanlarına zarar gelmesin diye mücadelesini sürdürüyor, bölgedeki tüm çevreci eylemlere en önde katılıyor.
*
94 yaşında…
*
Memleketinden binlerce kilometre uzakta, bizim memleketimizi, bizim topraklarımızı, bizim doğamızı, bizim faunamızı**  korumaya çalışıyor.

**  Fauna : Belli bir bölge ya da devirde yaşayan hayvan türlerinin tamamının bir araya getirdiği topluluk
Kaynak :  Yılmaz Özdil Yılmaz ÖZDİL

 
https://youtu.be/oyxwGmEN9Bo


 
 Günün Sözü : 
" Tabiatta her şey bir değişimdir. Ama her değişimin ardından, bir sonsuzluk yatar."
Goethe

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
30 Haziran, 2017, Antalya

türkiye simgesi resim ile ilgili görsel sonucu





 

29 Haziran 2017 Perşembe





96 YAŞINDAKİ  KADININ TAVSİYELERİ

96 yaşındaki kadından hayat hakkında unutulmayacak tavsiyeler ile ilgili görsel sonucu





Merhaba Gönül Dostlarım,

İnsanlar genç yaşlarda iken büyüklerinin tavsiyelerini umursamayıp kendi çizdikleri yolda devam etmek isterler. Aşağıdaki tavsiyelere bakıldığında günümüz şartlarında hepsini uygulamak bir hayli zor olsa gerek. Benim tavsiyem hiç olmazsa sağlığınızla ilgili olanları hayata geçirebilmeyi deneyin.

Vermeyi öğrenin.50 yaş üstü insanlara sorulan, "Gençliğinize geri dönseniz, nasıl bir hayat yaşardınız?" sorusuna, o insanların verdiği cevaplar aynı zamanda gençler için altın değerinde öğütler barındırıyor. Bakalım bu önemli tavsiyeler nelermiş..
Yılda en az 10 kitap okuyun.1. Sigara içmeyin, içiyorsanız bırakmaya çalışın! 2. Fast Food alışkanlığınızdan vazgeçin.3. Ailenizle ve kardeşlerinizle güçlü bir bağ kurun.4. Fazla güneşte kalmayın.5. Düzenli egzersiz yapın.6. Küçük miktarlarda da olsa, para biriktirmeye başlayın.7. Sahip olduklarınızın kıymetini bilin.8. Hayallerinizi ertelemeyin.9. Uyku düzeninize uyun.10. Dişlerinize iyi bakın.11. Pahalı eşyalar yerine, güzel anılar biriktirin.12. Vermeyi öğrenin.13. Meraklı olun ve korkularınızın üstüne gidin.14. Yılda en az 10 kitap okuyun.15. Fırsatını bulduğunuzda seyahat edin.16. Meditasyon yapmayı öğrenin.17. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.18. Günlük tutun.19. Ev sahibi olun.20. Arkadaşlarınızı iyi seçin ve ilişkilerinizi güçlü tutun.

Alıntı: onedio.com

96 Yaşındaki Kadından Hayatınız için Efsane Tavsiyeler 

Hayatta deneyimler satın alınamaz ve tecrübe dediğimiz şey çok değerli. Özellikle 96 yılını devirmiş bir insanın hayat tecrübelerini alıp önümüze serdiğimizde neler neler çıkmaz ki?
1. Hayat her zaman adil gözükmeyebilir gözüne ama yine de çok güzeldir.
2. Hayat o kadar kısa ki, birisinden nefret ederek vaktini harcama 3. Mucizeleri göremiyorum deme, dışarı çık, mucizeler her yerde.
4. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin.
5. Hayatı çok fazla sorgulama, harekete geç ve gerekeni şimdi yap.
6. İlk maaşından itibaren, emeklilik için para biriktirmeye başla.
7. Konu çikolata olunca direnmek gereksizdir.
8. Geçmişinle barış ki, geleceğini zehir etmesin.
10. Çocuklarının seni ağlarken görmesinde sorun yok 9. Hayatını, başkalarının hayatı ile kıyaslama. Hangi koşullardan geçerek buraya geldiklerini bilemezsin.
10. Eğer ilişkinin bilinmemesini istiyorsan, o ilişki içinde olmamalısın.
11. Hayatta ne tutku duyuyorsan peşinden gitmeli ve bu yolda “hayır”ı cevap olarak kabul etmemelisin
12. Yeniden çocukluğunu yaşamak tamamen sana bağlı ve kimse de sana karışamaz
13. Güzel mumlarını yak, güzel çarşaflarını ser, çeyizindeki yemek takımlarını kullan. Özel günleri bekleme, bugün gayet de özel.
14. Mor giymek için daha da yaşlanmayı bekleme, sıra dışı olmanın tam sırası
15. Çok kötü olaylardan sonra şöyle düşün: “5 yıl sonra bu olayın bir önemi olacak mı?
16. Herkesi ve her yapılanı bağışla, affet, önemseme.
17. Başkalarının senin hakkında ne düşündüğünden sana ne?
18. Ne demişler, zaman her şeyin ilacı. Zaman ver.
19. Durum ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun değişecek.
20. Hasta olduğunda işin sana bakmayacak, arkadaşların bakacak. Dostlarına zaman ayır.
21. Mucizelere inan.
22. Unutma, seni öldürmeyen şey seni güçlü kılar. Bu hep böyle olmuştur.
23. En iyi şeyler henüz gerçekleşmeyenler, umudunu kaybetme.
24. Ne yapacağını bilemediğinde bir kaç derin nefes al, iyi gelecektir.
27. Hayat size bir hediye, bunu unutmayın.

Ve son olarak Ataol Behramoğlu’nun bir şiiri ile bitirelim.
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

  
Kaynak : http://www.kendinigelistir.com/96-yasindaki-kadindan-hayatiniz-icin-efsane-tavsiyeler/#ixzz4lDcBeYMm


96 yaşındaki kadından hayat hakkında unutulmayacak tavsiyeler ile ilgili videohttps://youtu.be/HsnVXF-Xdn0






Günün Sözü:
96 yaşındaki kadından hayat hakkında unutulmayacak tavsiyeler ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
28 Haziran, 2017, Antalya

türkiye simgesi resim ile ilgili görsel sonucu




27 Haziran 2017 Salı



ZAMANE ANNE BABALARI VE ÇOCUKLARI

ZAMANE ANNE BABALAR ile ilgili görsel sonucu


Merhaba Gönül Dostlarım,


Bugünkü yazımızda,  sizlerle çok değer verdiğimiz çocuklarımızın  eğitimi ve kişisel gelişimleri ile ilgili hassas bir konuyu  paylaşmak istiyorum.

Büyük Anne ve Büyük Babanın torun sevmeye, onunla ilgilenmeye, ona zaman ayırmaya, onun gelişimine katkıda bulunmaya elbette hakkı vardır, ancak çocuğu dilediği gibi eğitmek öncelikle anne ve babanın hakkıdır. Kimi büyük anneler ve dedeler torun sevgisini daha da ileri götürerek onu sahiplenir, eğitimini de üstlenir, çoğu zaman torunun yaptığı yanlış davranışları hoşgörü ile karşılar, her isteğini yerine getirerek şımartırlar.
Aile büyükleri genellikle davranışlarının yanlış olduğunu kabul etmek istemezler. Uyarıldıkları ve eleştirildikleri zaman alınır, küserler. “Torunumuzu sevmeye ve eğitmeye hakkımız yok mu? Biz çocuk yetiştirmeyi bilmiyor muyuz? Sizi kim büyüttü?” diyerek kendilerini savunurlar.
Sorun sadece büyük anne ve dedelerin her isteklerini yerine getirerek torunları şımartmaları değildir. Aile büyüklerinin eğitim anlayışı ile anne babanın eğitim anlayışlarının farklı olması da sorunun bir parçasıdır.
Anne baba, “üzülür ve darılır” diye büyük anne ve büyük babanın çocuğu şımartmasına göz yummamalı ya da evin yönetimine ve çocukların eğitimine karışıyor diyerek bir bahane ile onları evden uzaklaştırmamalıdır. Unutmayalım ki bugünün anne babaları yarının büyük anneleri ve dedeleri olacaklar ve torunlarını çok sevecekler…

Bu ilişkilerin daha sağlıklı yürütülebilmesi ve  dengelenmesi hususunda burada Anne ve babalara çok büyük sorumluklar ve görevler düşüyor.

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın..  

Zamane Anne Babaları ve Çocukları
“Sen de dedem gibi ölecek misin, anneanne?” sözleri hasta odasında yoğun sessizlik yaşanmasına neden olmuştu. Geçirdiği ameliyatlardan sonra pek toparlayamamış yaşlı bayan hastamızı ilkokula yeni başlamış torunu ve kızı ziyarete gelmişti. Küçük çocukları hasta ziyaretine kabul etmememiz başlangıçta sorun yaratmış, kısa süreli ziyaret için izin koparmışlardı.
Hasta odasında ana kız konuşup dertleşirken torun araya girip sormuştu o can sıkıcı soruyu.
Kafamı eğip elimdeki dosya ile ilgileniyormuş gibi yaptım. Hastamız torununu yatağın kenarına oturttu. Ellerini tutarak
“Şimdi değil, iyileşip eve döneceğim, merak etme. Hemen ölmeyeceğim.
Ama er veya geç hepimiz öleceğiz” dedi.
Torun yanıttan pek tatmin olmuş gibi değildi.
– Ama bu haksızlık, anneanne. Ölünce onları bir daha göremiyoruz.
Dedemi çok özledim ben.
-Merak etme, insanlar ölünce görünmez olurlar ama hepten yok olmazlar.
Torun bir süre anneannesinin boynundaki kolye ile oynayarak düşündü.
Sonra “Peki insanlar ne oluyor, ölünce” diye sordu. Anneanne önce bana, sonra kızına baktı.
yaşlı kadın hastane resmi ile ilgili görsel sonucuTorununun saçını okşayarak;
-Bir şekilde aramızda oluyorlar, ölenler. Kimi bir renk, kimi tat veya koku kimi de dokunuş olup geri geliyorlar. Mesela rahmetli annemin yaptığı puf böreğini hiç unutmadım. Nerede o kokuyu veya tadı bulsam annemin orada yanımda olduğunu bilirim. Dedeni ise saçlarımdaki dokunuş ile hatırlarım.
Nerede bir rüzgâr saçlarımı okşasa dedenin yanımda olduğunu düşünür, sevinirim.
-Peki, sen ölünce ne olup geleceksin, anneanne?
-Onu sen bileceksin. Beni nasıl hatırlamak istersen o şekilde geleceğim yanına.
Ziyaret kısa sürmüştü. Onlar odadan çıktıktan sonra hastamız, torununu çok özlemiş olduğunu belirterek ziyarete engel olmadığımız için teşekkür etti.
-Bu küçük torunumu büyüğünden daha çok seviyorum, doktor bey.
-Torunlarınız arasında ayırım yapmamanız gerekmez mi?
-Haklısınız ama böyle olmasında biraz kızımın da kabahati var. İlk çocuğunu çabuk büyütmeye çabaladı. Kendince başardı da. Ama hepimizden uzak soğuk, ağır biri oldu çıktı, büyük torunum. Şimdi hepimiz yakınıyoruz ama iş işten geçti.
-Neden böyle oldu?
-Ne yazık ki, kızım da diğerleri gibi zamane annelerinden oldu. Çocuğunu en iyi şartlarda, en iyi okullarda en iyi eğitim ile yetiştireceğim diye tutturdu. Çocuğun almadığı ders kalmadı neredeyse. Bale, piyano, tenis, yüzme dersleri yetmedi kolejlerde okuttu. Onunla birlikte ders çalışıp sınavlara birlikte girdi sanki. Şimdi adı sanı duyulmuş kolejlerden birinde okuyor. Ama hepimizden uzaklaştı. Derslerinden başka oyun bilmeyen soğuk ağır biri oldu.

Bir süre sustu, soluklandı. Elimi tutup yatağında doğruldu.
Yastıklarını düzelttim.
-Zamane anneleri böyle oluyor, işte. Çocuk yetiştirmeyi yemek yapmak sanıyorlar. Parayı bastırıp en donanımlı mutfakta en iyi malzemeleri kullanırsa yemeğin mükemmel olacağını hayal ediyor, ortaya çıkan yemeğe bakıp neden lezzetli olmadığını soruyor, kabahati mutfakta veya malzemede arıyorlar. Kendilerine hiç kabahat bulmuyorlar. Hâlbuki elinin emeği, sabrı, özeni olmadıkça lezzeti yakalayamazsın. Hele bir sarma sarsınlar da göreyim ben onları. Bu kez de “o kadar emek verdim, kimseye yedirtmem” diye tutturur bunlar.  Sanki analarından böyle gördüler.
Hayat kolaylaşıp hızlandıkça her şeyin aynı kolaylıkla yapılacağını sanıyor bu zamane anneleri. Çocuklarını da çabuk büyütmeye uğraşıyorlar. Onları hızlı yaşlandırdıklarının farkında bile değiller.
-Yani?
-Çocuk bu, yetiştiği ortamdaki insanlara anne babasına benzeyecek elbet.
Çocuk onlara benzemeye başladıkça anneler kendi beğenmediği yönlerini çocuklarında görüp kızıyor, nerede hata yaptıklarını bulmaya çabalıyorlar.
İkinci çocukta ise o ilk heves kalmıyor da öyle kurtarıyor onlar kendilerini.
Boğazı kurumuştu. Bir yudum su içip eskiden ailelerin ilk çocuklarının ağabey ve abla ağırlığı ile yetiştirildiğini ilk çocukların aileyi iyi yansıtma görevi olduğu için daha değerli olduğunu ama artık devrin değiştiğini ailelerin kendilerini değil de hayallerini çocuklarına yüklediğini ilk çocuktan sonra gelenlerin ise daha özgür olgunlaşıp aileye daha çok benzediğini anlattı.
 
 
suluboya uçurtma uçuran kız çocukları ile ilgili görsel sonucu
Birkaç gün sonra hastamızın başucunda suluboya bir resim vardı. Mavi gökyüzünde sapsarı güneş ve bir de uçurtma uçuran kız çocuğu vardı, resimde. Hastamız resim ile ilgilendiğimi görünce okumakta olduğu gazetesinden kafasını kaldırıp;
-Torunum benim için yapmış bu resmi, doktor bey. Resimdeki kız kendisiymiş. Karar vermiş, ben ölünce resimdeki gökyüzünün mavisi olacakmışım, onun için. Gökyüzüne her baktığında benim yanında olduğumu bilecekmiş, böylelikle. Bu sımsıcak güneş ise dedesiymiş.
Gözleri dolmuştu. Birkaç damla yaş süzüldü gözlerinden. “Torunumun gözünde gökyüzünün mavisi olacakmışım, dedesi de hepimizi ısıtan güneş. Daha ne olsun?” dedi.
Öğle arasında bahçeye çıktım. Yağan yağmurun ardından masmavi gökyüzünde açan güneş, sıcaklığını iyice hissettiriyor, ağaçlar sonbahara hazırlanıyordu.

Hatırlanma şeklinizi, karşınızdakiler değil, sizin yaşamda bıraktığınız izler belirleyecek…
 
Alıntı : hosumagidenhikayeler.com

https://youtu.be/8EvxQdSKJLI

anneanne torun aşkı ile ilgili video
Günün Sözü :

anne ve babalar ile ilgili sözler ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
27 Haziran, 2017, Antalya

türkiye simgesi resim ile ilgili görsel sonucu



 

Gerçek Dostlar