Number of visitors

30 Eylül 2017 Cumartesi




SONBAHAR  HÜZNÜ...
İlgili resim


Merhaba Gönül Dostlarım,

Sonbahar gelince neden hüzünleniriz?
Havaların kapalı ve bulutlu olması, güneş ışığının da bulutlardan dolayı yumuşak olarak yer yüzüne inmesine neden olur. Bu sebeple yaz mevsiminde alıştığımız renkler, yerini sonbahar renklerine bırakmaya başlar. Çevremizde bir anda oluşmaya başlayan sonbahar renkleri ile beraber ister istemez bir çok insanda, sakinlik ve dinginlik durumu gözlemlenmeye başlar.

" Kısa süreli hazırlık aşaması ile rahat rahat dışarı çıktığımız yaz günlerinin aksine, rüzgarlı ve yağmurlu olma olasılığı yüksek sonbahar günlerinde dışarı çıkmamız daha zahmetli olur. Yaz aylarında neredeyse hissedemeyeceğimiz kadar hafif olan kıyafetler, yerini mont, botlar ve belki de şemsiyeye bırakır. Hem sonbahar renklerinin etkisi, hem de dışarı çıkmanın daha zahmetli bir hal alması bizi dışarı çıkmamaya zorlayabilir.

hareketli sonbahar resimleri ile ilgili görsel sonucuBir çok insanın ‘sonbahar’ mevsimini diğer mevsimlere oranla daha fazla sevdiğini duymuşsunuzdur. Sakinlikle beraber duygusal düşüncelere kapılan insanlar, kendilerini daha fazla tanımaya fırsat buldukları bu mevsimi daha fazla severler. İnsanlar bu mevsimde kendilerine daha fazla zaman ayırmasından olsa gerek kendi iç dünyalarında gezinme fırsatı bulabilirler.
Bir çok göç eden kuşlarla beraber, sokak hayvanları da havanın soğuması ile birlikte kapalı alanları tercih etmeye başlar. İlkbahar ve yaz mevsiminde duymaya alıştığımız seslerin, yerini rüzgarlara bırakması değişimi iyice fark etmemizi sağlar."

Alıntı : mynet.com
Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 


sonbahar hüznü ile ilgili görsel sonucu  HAZAN  MEVSİMİ                                                                     
“Ömrümüzün son demi, sonbaharıdır artık'' dizeleriyle başlayan ve yıllarca dillerden düşmeyen hüzünlü şarkıda olduğu gibi, güftelerin ve bestelerin  ilham kaynağı olan sonbahar, yerini çetin kış koşullarına bırakmaya başlarken, herkesi farklı duygulara sürüklüyor. Yeşilin sarıya dönüştüğü, doğanın içine kapandığı, kuru yaprakların ''biten bir ömrü'' simgelercesine dalından koptuğu sonbahar mevsimi, şu günlerde doğada gezinti yapan herkese görsel bir şölen sunar.Yeşilin her tonunu görmek mümkün, diğer renkleri söylemiyorum bile.. Ama en çok hüzün rengi’’ sarı’’ ve tonları hakim şuan doğada. Tamda bu günlerde bir doğa gezisi yapmanızı öneririm. Havaların soğumasını ve kış gelmesini kimse istemese de serinleten  sıcaklardan sonra, rahat bir nefes aldıran sonbaharı seviyorum şahsen. Doğanın suskunlaştığı, rüzgârın sesinin ıslık gibi duyulduğu, kuruyan yaprakların etrafa savrulduğu sonbaharda, dalından düşen her yaprak kimine göre bir ''son'' olarak görülüp acı verirken, kimine göre, düşen her yaprağın yerine yenisi yeşereceğinden ''sonun başlangıcı'' olarak değerlendirilebiliyor. Ben, hep yeni başlangıçları severim Yeniden doğuş doğanın en büyük devrimidir bence.

Psikologlar sonbaharın insanlar üzerindeki olumsuz etkilerinden  sıkça bahsederler. Ben çoğu zaman yaşamın içinde başkalarının,yada iş yaşantımızda işimizin getirdiği stresleri ve beraberinde getirdiği depresif durumları üzerimizde taşımak zorunda olmadığımızı düşünüyorum. Sonbahar ne kadar hüzün renklerine de hakim olsa  da hayatta yakalanacak o kadar çok mutluluklar var ki..
Doğanın bir parçası olarak yaşamamızı devam ettirdiğimiz sürece doğa bize mutsuz olmamız için hiçbir sebep yaratmaz. Tüm mutsuzluklar ve ön yargılar içimizdedir. Tabii ki doğanın bir parçası olarak yaşamaya devam ettiğimiz sürece. Bakın bir psikolog konuyu nasıl dile getirmiş. ''Bir birey spor yapıp, sevdiği dostlarını arayıp onlarla görüşüyorsa, yalnızlık anlarının tadını çıkarıyorsa, insanları değiştirmekten vazgeçip, kendi farkındalığıyla yaşıyorsa, akşam yatağına yattığında ne düşünür?  Elbette şunu der: Mutluyum, bugün güzel bir gündü.’’ Bende bu görüşe katılıyorum.
persephone ile ilgili görsel sonucu
Merak ettiğim için geçmiş çağlarda ve mitolojide sonbahar olgusunun nereden kaynaklandığını araştırmıştım.
Biraz yunan mitolojisine bakalım..

Demeter , Yunan mitolojisinde tarımın , bereketin , mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçasıdır . Tanrılar tanrısı Zeus'un dördüncü evliliğini onunla yaptığı söylenir . Bu evlilikten de Demeter' in en bilinen çocuğu , yeryüzü ecesi Persephone doğmuştur . Bir gun Persephone arkadaşları ile tarlada çicek toplarken toprak birden ikiye ayrılır ve yeraltı tanrısı Hades , yeryüzüne çıkar . Aşık olduğu  Persephone'un yeraltına kaçırır .

İnanışa göre ölüler ülkesinde bir şey  yiyen bir daha oradan çıkamaz , Persephone' de hevesine yenik düşer ve bir nar tanesi yer . Demeter kızını  aramak için yollara düşer ancak onu hiç bir yerde bulamaz . Üzüntüsü öyle büyük olur ki, hayata küser . Ekinler kurur, açlık başlar ve dünyanın dengesi bozulur . Bir süre sonra Zeus’ dan yardım ister. Demeter’ in mevsimlerin döngüsünden sorumlu olduğunu bilen Zeus, araya girerek Hades’ i  uzlaşmaya ikna eder.
Bu durumda Persephone’ nin yılın üçte ikisini yani çicek açma ve meyve zamanını, annesi Demeter’ in, geri kalan üçte birini, yani kışı Hades’ in yanında geçir­mesini kararlaştırır. Böylelikle toprağa ye­niden bereket gelir. Persephone her yeryüzüne çıktığın da , yeryüzüne bahar gelir . Demeter ve kızının ayrıldığı  sonbahar aylarında ise doğa tekrar içine kapanır , verim düşer .
İşte hikaye böyle…
Bu hafta ki yazımda da sizi biraz olsun hayata başka yönlerden baktırmaya çalışıp, günlük streslerden uzaklaştırmak istedim. Mevsim ne olursa olsun neşeniz hep daim olsun..
SAYGIYLA KALIN                                                                                      
ŞAPKALI ADAM


https://youtu.be/IgNrFMXAJDA

ömrümüzün son demi ayşen birgör ile ilgili video

Günün Sözü :

sonbahar sözleri ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
30 Eylül 2017, Antalya

29 Eylül 2017 Cuma





EYLÜL EDEBİYATI
instegram  sonbahar resimleri ile ilgili görsel sonucu




Merhaba Gönül Dostlarım,

Sonbahar ve Eylül ayı ile ilgili yazılarımı Ağustos ayı sonu itibariyle sizlerle paylaşmıştık.  Okuyucularım hatırlayacaktır " Hazan Mevsimi" başlıklı yazımın başlık resmi Pinterest' e pek çok görüntü ve beğeni toplamış ve toplamağa hala  devam etmekte.
Her ne kadar bu yazım Eylül ayının sonuna kalmış olsada Sonbahar bütün ihtişamı ile kendini sürdürmekte.
Yazımıza Ümit Yaşar Oğuzcan ve Yahya Kemal Beyatlı' nın Eylül ayı ile ilgili şiirlerinden alınmış  dizelerle  ile başlıyoruz günümüze.
Yazısını bizlerle paylaştığı için Sosyolog Ayşegül Aldemir  hanıma sonsuz teşekkürlerimizi ve saygılarımızı yolluyoruz
Güneşin yaz tazesi ışıklarının yerini kış kaçkını ışınlara bırakma sürecidir sonbahar. doğanın içinde kalan son enerji kırıntılarını alevden bir katmanla üstüne çekip ...
Sonbahar bir şiir okuma mevsimi değildir, yazılmış şiirleri anlama ve onların içindeki sırların anlamına erme zamanıdır. sonbahar, trenlerle yolculuk ederken, pencereden akıp giden ağaçlara bakıp zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlamanın tadıdır.. sonbahar renkli yaz düşlerinin, açık pencereden içeri sızan seslerini dinlemektir..,
Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi, Her Mevsimin kendine özgü  bir güzelliği vardır, yeter ki bizler onu hissedebilelim ve keyfini çıkarabilelim...
Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 

Edebiyat

En Lirik Mevsimdir Sonbahar

Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar  gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Ümit Yaşar Oğuzcan

En Lirik Mevsimdir Sonbahar
Eylül başladı. Eylül başladığı gün anladık ki, o sıcak ve güneşli yaz artık bitti. Eylül ayının gelişiyle anladık ki, yaprakları sarartan, biraz lirik biraz melankolik mevsim olan sonbahar başladı. Günler kısalmaya başladı. Hava bir nebze olsun daha erken kararıyor. Karpuz ve kavunun da eski tadı kalmadı. Hırka giymeye başladık. Akşamlar daha bir serin artık. Güneş, tam kararında ısıtıyor. Deniz, bir başka ışıldıyor. Gökyüzü, gök mavi. Karşı kıyılar izleniyor rıhtımdan. Yunus balıkları geçiyor sahilden. Kahve, yazdan çok sonbahara yakışıyor. Çayı artık hararetimizi alsın diye değil, ısınmak için içiyoruz. Naif ve hüzünlü sonbaharı bir hayli seviyoruz


 
 Eylül Edebiyatı

Dört mevsimi yaşayan nadir coğrafyalardan birindeyiz. Türk edebiyatında, neredeyse her mevsim ve her ay ile ilgili bir şiir mutlaka bulursunuz. Ancak Eylül başkadır. Tüm edebiyat tarihi içinde şiirlerin çoğu Eylüle yazılmıştır, mevsimlerdense sonbahara… Diyebiliriz ki, edebiyat tarihimiz içinde “Eylül Edebiyatı” olarak adlandırabileceğimiz özel bir saha bile oluşmuştur.


 
                                                         Günler kısaldı. Kanlıca’ nın ihtiyarları
                                                         Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.
                                                         Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa.
                                                         Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa.
Yahya Kemal Beyatlı

En Lirik Mevsimdir Sonbahar Eylül ayı ve sonbaharın insanı dinginleştiren bir aroması var şüphesiz. Sonbahar, bir mevsimden çok daha fazla bir şeydir aslında. Biraz felsefiktir sonbahar, varlığımıza ve hayata dair düşüncelere daldırır bizi. Sararıp dalından kopan yapraklar da, göç eden kuşlar da bir şeyler anlatır bize. Her sonbahar, bizi kainata hayran bırakacak kadar güzeldir

Sonbahar Depresyonu Tetikler Mi?

Sonbahar, zaman zaman mevsimsel depresyonlara da yol açmaktadır. Bunun sebebi, sonbaharın bazı karakteristik özelliklerinin depresyonla benzerlik göstermesidir. Yazın sona ermesi, tatil sonrası insanların yoğun iş temposuna geri dönmesi, doğadaki değişimler, yaprakların sararıp solması, yağmurların başlamasıyla gökyüzünün kimi zaman gri bulutlarla kaplanması gibi pek çok durum kişilerdeki depresyon potansiyelini tetikleyebilmektedir.
Sonbaharın gelmesiyle, eğer buna benzer bir depresif durum yaşıyorsanız uykunuzu düzenleyin, kafeini azaltın, ılık banyolar yapmayı tercih edin. Nihayetinde sonbahar da tıpkı yaz gibi geçecek. Bu hüzünbaz mevsimin keyfini çıkarın.
Mutlu ve bereketli bir hafta sonu dilerim.



Grup Yansımalar - Sonbahar - Dailymotion Video

www.dailymotion.com/video/xd5r27
2 May 2010

Günün Sözü :

" Unutmayın ki,  Sizin beğenmediğiniz hayatınız, bir başkasının hayali olabilir." Anonim

sonbahar resim ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
29 Eylül 2017, Antalya




28 Eylül 2017 Perşembe




KAYGI  BULAŞICIDIR...




Merhaba Gönül Dostlarım,

İstanbul' un eğlence mekanlarını tanıtım yazılarımıza biraz ara verelim, cümlesini bitirmeden evvel mekanların tanıtımı sonunda yazılarıma  okuyucular tarafından çok sayıda  görüntüleme ve beğeniler aldım, sanırım bu unutulmaz mekanlarda dostlarla bir arada olmayı  hoş sohbeti, birlikte eğlenmeyi, vakit geçirmeyi, anıları tazelemeyi ve coşkuyu biraz özlemiş gibiyiz.
İstanbul' da oturan dostlarımın adı geçen mekanlara gidebilmeleri, diğer taşra ve Anadolu'da ikamet eden dostlarıma oranla çok daha kolay olsa gerek. Hoş gerçi yazılarda adı geçen mekanların çoğunun şubeleri Anadolu' nun bir çok şehrinde açılmış fakat hiç biri İstanbul' daki orijinal  mekanlarının  havasını veremez.
Tüm yazılarıma Gösterdiğiniz ilgileriniz için sonsuz teşekkürler .
Bir başka bu ve benzer  yazılarımda tekrar birlikte olmayı ümit ediyor, sağlık ve mutluluklar diliyorum...

Biz bugün yine eğitici ve öğretici yazılarımıza devam edelim. Bu yazımızda sizlerle Kaygı, Kaygılarımız ve Tasalarımızla ile ilgili konuyu paylaşacağım.

.Baştan Kaygı nedir?  bir bakalım
Kaygı Nedir ve Üstesinden Nasıl Gelinir" Güçlü bir istek ya da dürtünün amacına ulaşamayacak gibi gözüktüğü durumlarda beliren tedirgin edici bir duygu."

"Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa "
Aşırı Kaygı ve Tasa  uzmanlara göre bir hastalık sayılıyor.

  Sosyolog Ayşegül Aldemir' in  konuyla ilgili kısa görüşlerini birlikte okuyalım.
"  Kaygının kaynağı belirsizdir. Kaygının bir nesnesi yoktur. Kaygı, korkuyla karşılaştırıldığında birtakım belirsizlikler ve karışıklıklar taşımaktadır. Anksiyete, korku kadar net değildir. Çoğu zaman bizi kaygılandıran şeyin ne olduğunu bir çırpıda söyleyemeyiz. Sınavlar, yeni bir insanla tanışma, alışık olmadığımız durumlar anksiyeteyi ortaya çıkarmaya yeterlidir.
 Korkularımızın kaynağı daha belirgindir. Korkunun bir nesnesi muhakkak vardır. Mesela karanlıktan korkarız, böcekten korkarız, matematik öğretmenimizden korkarız. Ancak sonuçta korkularımızın sebebini biliriz ve bizi korkutan şeylerin bilincindeyizdir. "

Konumuzla ilgili, iki ayrı yazıyı sizlerle paylaşıyorum, son kararı ve değerlendirmeleri siz değerli dostlarıma bırakıyorum

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 


Eğitim

Kaygı bulaşıcıdır…

Okuluna uyum sağlayamayan,
korku dolu gözlerle çevreye bakan,
kaygılı ne kadar çocuk varsa,
artlarında içi kaygı dolu o kadar ürkek,
koruyucu ebeveynler vardır.

Sevgili anne baba dostum,
sakinleştir kendini…
Kaygı bulaşıcı bir duygudur biliyor musun?
Senin kaygın ne kadar yüksekse çocuğun o kadar kaygılı olacak.
Bir anne babanın kendine güveni sosyal çevreye güveni çocuğa güç ve güven verir.
Anne baba sürekli kaygıyla yaşıyorsa, çocuğuna her an kötü bir şey olacak düşüncesi ile hareket ediyorsa çocuğuna “Her an kötü bir tehlike olabilir” mesajını verecektir.
Anne-baba olarak yüzün, gözün sözün kaygı saçtıkça, çocuğunun güven duygusu gelişemeyecek, huzursuz gergin çocuğun sürekli sana yapışmaya devam edecektir.

Haydi sakinleştir kendini…
Güven ver yavruna kanatlarını sımsıkı tutma, cesaretle umutla doldur yavrunun yüreğini…
Çünkü bu umuda ve güvene yavrunun ihtiyacı var.
Ve işte bu yüzden önce sen kendi ruhunu umut ve güvenle doldur.
Tekrarla içinden “Yavrum büyüyor ve büyümesine destek olabilirim, ben yanındayım ve bu geçecek yavrumun büyümesi gelişmesi beni mutlu edecek”…
Evet tekrarla içinden yeniden, yeniden ….
Kudret Eren Yavuz


Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yazı
 
 
 Günün Sözü :
 
İlgili resim 
 
28 Eylül 2017, Antalya 


27 Eylül 2017 Çarşamba




 İSTANBUL' UN MEYHANE REHBERİ

KÖR AGOP MEYHANESİ RESİM ile ilgili görsel sonucu


Merhaba Gönül Dostlarım,

İstanbul' un eski mekanlarını tanıtmaya devam ediyorum, akşamcılara" Bir Meyhane Rehberi" adı altında eski bir gazete kupürünü yazıma resim başlığı yaptım, yazı başlığına da " İstanbul' un Meyhane Rehberi"  adını verdim,  burada isimlerini tek tek  sayamayacağım onlarca mekan hepsinin bir adının yanısıra birde  ayrı ayrı değişik ve çok ilginç  hikayeleri var. Yazımızın başlık resminde bu mekanların bazılarının isimlerini göre bilmek mümkün.
Kumkapı Mekanları ayrı bir semt ve çok farklı mekanların bulunduğu  Kör Agop' un yanısıra Tiryaki, Kalamar, Historical gibi adlarını burada yazamayacağımız daha bir çok mekanlardan yazımda ancak bunlardan  bir tanesinin adını  ve kısa bir hikayesini sizlerle paylaşmak  istiyorum.

Kumkapı Mekanlarından biri olan Kör Agop' un Meyhanesi.

kör agopun meyhanesi resim ile ilgili görsel sonucuTarihi dokusunu hala koruyan bir mekana daha geldik. 1938 yılında kurulan bu mekan şu güne sağ salim gelebilmiş durumda ve Kumkapı’nın en gözde meyhaneleri arasında. Ahşap duvarlar, eski tarz masa sandalyeler ortamı tam bir eve dönüştürüyor. Böyle sıcak ve samimi bir ortamda yapılacak sohbetleri siz düşünün.
Şunları not edin ve yemeden dönmeyin; terbiyeli balık çorba, akciğer yahni, sıcak fasulye, topik, balık buğulama, ahtapot ve lakerda.
Bir de canlı fasıl geceleri var. Eğlencenin dibine vurmak istiyorsanız bu mekan ideal.
Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 


Dededen Toruna Kör Agop…

26 Eylül 2017 Salı






ÇİÇEK PASAJI  (Cite de Pera ) İSTANBUL


SONY DSC


Merhaba Gönül Dostlarım,


 "Agora Meyhanesi" ni dünkü yazımızda sizlerle paylaşmıştım.
Bu yazımın sizler tarafından büyük bir ilgi görmesi bana bu tür yazılara devam etmem konusunda daha fazla şevk verdi. Söz mekanlardan açılmışken  Benimde İstanbul' da yaşadığım  ve geçirdiğim  Lise dönemlerimde arkadaşlarımla birlikte zaman zaman uğramış olduğum, hep birlikte mekanda söylenen şarkılara, fasıllara eşlik ettiğimiz untulmayanların arasına dahil ettiğimiz  kimler geldi geçti o mekandan... kim bilir  ne anlar, ne hasretlikler ne anılar  yaşandı, İstanbul' un  en tanınmış mekanlarından biri olan daha çok akşamları uğranılan, şehrin eski tarihi değerlerinden eşsiz  nadide mekanlarından " Çiçek Pasajı" Cite De Pera' dan bahsetmek istiyorum.
Mekanı daha önceden tanıyanlar, hiç tanımayanlara, gitmemiş  ve görmemiş olanlara anlatsın lütfen.

Pasaj içerisinde ne yiyebilirsiniz?

Pasaj içerisinde birden fazla restoran var. Burada et ızgara çeşitleri, sulu yemekler, meyve tabakları ve istediğiniz meşrubatları bulmanız mümkündür. Ceneviz meyhanesi, Mahzen ve Manolya restorant, pasaj içerisinde bulunan mekanlardan sadece birkaçı. Mekanların çoğu sabah 11 gibi açılır ve gece 24 sularında kapanır.

" 1870 yılında büyük Beyoğlu yangınında yanan Naum Tiyatrosu’nun arsasında bulunan Çiçek Pasajı, o dönemde dükkan, meyhane ve lüks dairelerden oluşmaktaydı. Cite de Pera ya da Hristaki Pasajı olarak bilinen pasaj, 1908 yılında Sadrazam Küçük Said Paşa’ya geçmiş, birçok çiçekçi dükkanı açılmış ve böylece şimdiki adıyla Çiçek Pasajı olarak anılmaya başlanmıştır. 1940’lı yılların başında çiçekçi dükkanlarının yerini art arda açılan meyhaneler almaya başlamıştır ve pasaj tümüyle bugünkü meyhane pasajı kimliğine bürünmüştür. Tarihi dokusu ve her dönemin ünlü sanatçılarının hatıralarına ev sahipliği yapan, yaşayan eski İstanbul’un nadide yerlerinden biridir."
Alıntı

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 

Çiçek Pasajı ( Cite de Pera)

çiçek pasajı ile ilgili sözler ile ilgili görsel sonucuİstanbul'un Beyoğlu ilçesi İstiklal Caddesi'nde bulunan tarihi Çiçek Pasajı, İstiklal Caddesi ve bölgenin tarihi ve önemli uğrak noktalarından ve aynı zamanda popüler eğlence, yeme ve içme mekanlarından birisidir. Çiçek Pasajı'nın tarihi 1870'li yıllar olan Tanzimat dönemine dayanmaktadır. Tanzimat döneminde, Sultan Abdülhamid ve Sultan Abdülaziz tiyatro seyretmek için Beyoğlu'nda İstiklal Caddesi ile Sahne Sokağın kesiştiği köşede yer alan meşhur Naum Tiyatrosuna gelirlerdi. Naum Tiyatrosu, sahnelenen İtalyan operaları nedeniyle İstanbul'un ve Avrupa'nın sayılı kültür merkezlerinden birisiydi.

Dükkanların oluşturduğu pasaja Hristaki Pasajı, binaya ise Cite de Pera adı verilmişti. Pasajın ilk dönemlerinde açılan Acemyan' ın tütüncü dükkanı, Maison Parret ve Vallaury'nin pastanesi, Japon mağazası, Natürel çiçekçisi, Pandelis'in çiçekçi dükkanı, Schumacher'in fırını, Papadopulos'un mücellithanesi, Keserciyan' ın terzihanesi, Yorgo' nun meyhanesi, Sideris' in kürk mağazası gibi işletmeler bu dükkanlardan birkaçıydı.
çiçek pasajı ile ilgili sözler ile ilgili görsel sonucu
1908 yılında binanın mülkiyetinin Sadrazam Sait Paşa'ya geçmesiyle birlikte pasaj Sait Paşa Geçidi adını almış, 1940 mütareke yıllarında ise pasajdaki küçük dükkanlara çiçekçiler yerleşmeye başlamıştır. Ekim devriminden kaçan beyaz Rus kadınları, baronesler ve düşesler de burada çiçek satmışlardır. Bina bir süre çiçek mezat yeri olarak da kullanılmaya başlanınca, Beyoğlu'ndaki çiçekçiler bu pasaja toplanmış ve pasajın adı Çiçekçiler Pasajı olmuştur.

1940'lı yıllardan sonra burada açılan bira içilen  meyhaneler, bir süre sonra apartman sakinlerini ve çiçekçileri başka yerlere taşınmaya itmiş ve pasajda geriye sadece çiçek adı kalmıştır. Sonraki dönemlerde pasaj, Çiçek Pasajı'nı Güzelleştirme ve Yaşatma Derneği'nin çabaları ile aslına uygun olarak restore edilmiştir. 1988 yılındaki restorasyondan sonra ise tekrar meyhane olarak kullanıma açılmış ve 2005 yılında binanın son bakım ve yenileme çalışmaları yapılmıştır. Çatı ve diğer tüm görsel öğeler yeniden restore edilerek aydınlık ve ferah bir ortam oluşturulmuştur. Gösterişli bir mimariye sahip olan Çiçek Pasajı halen Beyoğlu ve İstiklal Caddesi'nin en süslü binası olma özelliğine sahiptir.
Can Kıraç, 2 Ekim 1997 tarihli yazısında, Çiçek Pasajı'nın güzel havasını şu satırlarla ifade etmektedir; "Çiçek Pasajı, Beyoğlu akşamlarının ilk durağı, yönlendirici merkeziydi adeta... Ya uzun bir akşamın ilk yudumları ya da eve gitmeden bir iki kadehle stresin atıldığı bir mekan...

çiçek pasajı ile ilgili sözler ile ilgili görsel sonucu
Gönüllerimizi coşku ile dolduran Çiçek Pasajı Meyhanelerinde, her gün ve her gece başka bir alem yaşanır... Sofraları süsleyen meze çeşitleri, göz ve damak zevklerinize yeni ufuklar açar...

Rakılarını yudumlayarak hayal alemlerine dalanların masalarında, her an yeni umutlar açar…ve dostlarla paylaşılan sofralarda, insanların şairlikleri de ortaya çıkar...

Kendi Dünyalarıyla buluşan meyhane ozanları, şövalyeler gibi cesur, mecnunlar gibi aşık olurlar... Eğer bir gün siz de aşık olursanız, bu düşler alemine dalmayı ihmal etmeyiniz. Çünkü, Çiçek Pasajı meyhanelerinde hayal kurmanın keyfi başkadır."

Çiçek Pasajı - Beyoğlu, İstanbul Adres: İstiklal Caddesi Saitpaşa Geçidi 176/6 Galatasaray
Web: www.tarihicicekpasaji.com


Alıntı : istanbeautiful.com

https://youtu.be/vmSQ6lk-4dY                                    https://youtu.be/_FR0HKUKCO0

                                            youtube fasıl müzikleri ile ilgili video


Günün Sözü :
Ne demiş şair Ahmet Selçuk İlkan

" İstanbul'a yolun düşerse bir gün
Gel de bitirelim kalan hesabı
Mekanım hep aynı yerim belli
Ya Çiçek Pasajı ya da Kumkapı "

İbrahim Birol  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
26 Eylül 2017, Antalya



Gerçek Dostlar