Number of visitors

24 Ocak 2018 Çarşamba



BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİ ( 2 )





Merhaba Gönül Dostlarım,

' Beyaz Zambaklar Ülkesi ' adı altında dün başlattığım yazı dizimin ikinci bölümünü sizlerle bugün paylaşıyorum. 
Yazımın bu bölümünde  Rus yazar Grigory Petrov' un ' Beyaz Zambaklar Ülkesinde'  adlı kitabını sizlere bir özet halinde sunmaya  çalışacağım.
Petrov 1920 yılının sonunda Kırım’dan göç etti. Öldükten sonra bile ismini yaşatacak olan kitabı 1923 yılında yazdı. Kitap hem yazarından daha uzun ömürlü oldu, hem de en az yazarınınki kadar şaşırtıcı olan maceralı bir hayat sürdü. Beyaz Zambaklar Ülkesi, Finlandiya’dır. Ama Petrov’ un çok iyi bildiği ve uzun süre yaşadığı Finlandiya değil, ideal bir devlet, “vaat edilmiş ülke” ne olursa olsun gidilmesi gereken mükemmel bir ütopyadır. Çünkü Finlandiya, Petrov’ a göre, yoksulluktan ve olanaksızlıktan çıkmış, ekonomi, politika ve kültür alanlarında ideal bir toplumu yurttaşları, “hayat mimarları” yorulmak bilmeden çalışan insanlar sayesinde inşa etmiştir.
Bu çarpıcı roman “hayatın yenilenmesi” için bir rehber niteliğindedir..


 Finlandiya eğitim sistemi ile Türkiye' nin eğitim sistemindeki bazı farklılıklara dikkatinizi çekmek istiyorum.


" Düşük maliyetler, kısa okul saatleri,  ile yüksek akademik başarıyı; bireyselliğe,  bağımsızlığa önem veren, öğrencilerine kendi eğitim programını kendi düzenleme sorumluğunu yükleyen eğitim anlayışıyla bol boş zamanı, eğlenerek öğrenmeyi birleştiren Fin eğitim sistemi hala eğitimin rüya ülkesi olmaya devam ediyor. İşte size Fin eğitim sistemiyle ilgili 9 şaşırtıcı gerçek.1- Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı 7. 2- Fin eğitim müfredatı basit ve genel bir çerçeve tanımlamaktan ibaret. 3- Finli öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı yılında hiçbir şekilde not verilmiyor. Sekizinci sınıfın sonuna kadar  not verme zorunluluğu yok ve öğrenciler standardize edilmiş bir sınav sistemine tabi değiller. Sadece 16 yaşlarındayken ülke genelinde bir sınava giriyorlar. 4-Öğretmenler gün boyu sınıfta ortalama dört saat ders veriyor. Haftada iki saati ise mesleki gelişimleri için eğitimlere katılmak için ayırıyorlar.İlk okulda öğrencilerin ders dışı/teneffüs olarak geçirdikleri zaman toplam 75 dakika. Amerika’da bu oran 27 dakikaya kadar düşüyor. Türkiye’de ise ortalama 45 dakika. 5-Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var ve üniversite başarısı en yüksek %10’ luk dilim arasından seçiliyorlar. Öğretmenlik toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri. 6-Öğrencilere ödev verilmiyor çünkü öğrenmenin yeri okuldur. 7-Fin okullarında spora bol bol yer var ama spor karşılaşmaları yapacak takımlar yok. Rekabet, üstünlük kazanmak Fin kültüründe değer verilen bir şey değil. 8-Finlandiya’da özel okul yok ve eğitim harcamalarının tümü devlet tarafından destekleniyor. Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışıyor. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok. 9-Pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika’yla karşılaştırıldığında Finlandiya’da eğitime ayrılan bütçenin daha fazlası sınıf ortamına yansıyor. Çünkü öğretmenler de, yöneticiler de hemen hemen aynı maaşı alıyor. Bu yüzden Finlandiya’da eğitim maliyetleri çok  daha düşük. Ancak 15 yıllık kıdemli bir öğretmen ortalama bir üniversite mezunundan daha iyi kazanıyor.
Handan Saatçıoğlu 2014

Finlandiya'nın eğitim sistemi tüm dünyaya örnek gösteriliyor. Peki Finlandiyalı öğrencileri hem mutlu hem başarılı kılan o sistem nasıl? Türkiye'de de uygulanabilir mi? Eğitimci Ali Koç, Fin modeline dair sorularımızı yanıtladı.

Daha az ders daha çok teneffüs, daha az ödev daha çok öğrenme... Öğrencilerin kulağına bu ütopya gibi gelebilir. Ama değil. Gerçekten böyle bir eğitim sistemi var. O eğitim sistemini uygulayan ülke Finlandiya. Eğitimdeki başarısıyla tüm dünyada parmakla gösteriliyor. Öyle ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Beştepe' de eğitimcilerle yaptığı toplantıda da gündeme geldi, örnekler verildi. 
Finlandiya başarıyı bir günde yakalamadı. Yıllar içinde geliştirdi sistemini. Peki ne yaptı da başarılı oldu?
Hiç ödev yok

Finlandiya'da ilkokulda hiç ödev yok. Üst sınıflarda ise ödev olsa da sayısı az. Bu sistemle uluslararası değerlendirme sınavlarında hep en üst sıralarda yer alan Finlandiya'nın sistemi Türkiye'de de uygulanabilir mi sorusu sık soruluyor son zamanlarda. Finlandiya'nın nüfusu 5,5 milyona yakın. Türkiye'nin ise 80 milyonluk nüfusunda 18 milyon öğrenci var. 
Alıntı : cnnturk.com
Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 

Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir.

Grigory Petrov, Beyaz Zambaklar Ülkesinde

BEYAZ ZAMBAKLAR RESİM ile ilgili görsel sonucuBeyaz Zambaklar Ülkesinde, kurgusal bir romandan daha çok ders verir nitelikte bir kitap. Okuduğunuzda insanı sorgulatan ve okudukça ülkemizi, kendimizi, yaşayışımızı sorgulatan bir eser. Ayrıca ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün okulların müfredatında okutulmasını istediği bir kitap olması bakımından da önemlidir. Çok etkilenerek, ders alarak okudum.

Beyaz Zambaklar Ülkesi bataklıklar ve kayalıklar ülkesi olarak adlandırılan 2 milyon nüfuslu Finlandiya’ nın tüm halkın aydınından, köylüsüne, subayından, memuruna, din adamlarından, öğretmenlerine kadar herkesin birleşerek ülkeyi kalkındırmalarını anlatıyor. Beyaz Zambaklar Ülkesi kitabının yazarı Grigory Petrov kitabı baş karakter Snelman’ın ağzından anlatmış ve kitap 
bölümlerden oluşarak anlatılıyor.

Finlandiyalılar 1811 yılına kadar İsveç hakimiyeti altındaydılar. Bütün iktidar, ticaret ve sanat, okullar ve hatta kilise bile İsveçlilerin elindeydi. Yönetici ve aydın kesimi oluşturanlar, öğretmenler, doktorlar, memurlar ve subayların tamamı İsveçliydi. Bu insanlar Finlandiyalılara üstten bakıyorlardı. Bu durum Finlandiya halkının kültürel gelişimini de etkilemekteydi.19. yüzyılın sonlarına kadar kültürel gelişimleri sadece temel okuma yazma becerileriyle sınırlıydı. Fakat Rusya 1808 yılında Finlandiya’ nın yarısını ele geçirdi ve Rus Çarı eskiden sahip olunan tüm hakların aynı kalacağı sözünü verdi. Bu olay ile beraber kendi kültürlerini özgürce geliştirme olanağı elde ettiler. Fin kültürünü geliştirmek için önderlik etme görevini Johan Wilhelm Snelman üstlendi.

finlandiya'da egitim ile ilgili görsel sonucuSnelman yeni nesil Fin aydınlarının en parlak temsilcilerinden biriydi. Finlandiya’ nın gelişmesi için adeta seferberlik ilan etmişti. Bu göreve öncelikle aydınlarla konuşarak başladı. Onlara aydın olunmanın halka üstten bakmak olmadığını, kendileri ne kadar bilgiliyse halkında öyle olması gerektiğini, öğrendikleri her şeyi halka da anlatmaları gerektiğini söylüyordu. Toplumun alt kesimlerini daha iyi bir hayat kurmak için ne yapmaları gerektiği konusunda eğitmeliydiler. Aydınlardan sonra ise sırada öğretmenler vardı. Yaz boyunca konferanslar veren Snelman öğretmenleri işlerini iyi yapmaları konusunda nasihatler veriyordu.

Din Adamlarını da bu hedef doğrultusunda çok önemli kişiler olarak görüyordu Snelman. Dinsizliği halkın sahip olduğu bütün kutsal değerlerin ölmesi olarak tanımlıyor ve bu maneviyat ruhunun ölmemesi adına ve insanların umutlarını kaybetmemeleri adına din adamlarına çok iş düşüyordu. Din adamları çocukları ve gençleri bir araya getirerek, onları etkilemeye ve inanç aşılamaya çalıştılar. Bunu yaparken de zekayı, bilimi ve hayatın zevklerini aşağılayıp küçümsemediler.

Yönetimde ise Finlandiya ve Rusya arasındaki anlaşma çerçevesince yeni hükümlerin yazdığı yeni bir anayasa 1816 yılında kabul edildi. Böylece parlamento yeniden faaliyete başladı. Finlandiya’ nın her yerinden devlet memurları Helsinki’ ye akın ettiler. Böylece İsveçli devlet adamları yerine Finlandiyalı memurlar geçmiş oldu. Snelman’ ın memurlara çağrısı ise şöyleydi: Vatandaşlarımızın yasalara saygılı veya daha fazlası olan derin adalet duygusuna sahip bireyler olarak yetiştirilmesi için bize yardımcı olun.

En büyük değişimlerden biri ise Ordu’da oldu. İsveçliler döneminde kışladaki askerler içki içer, kumar oynarlardı. Halkla ilgili olan hiç bir konuyla ilgilenmezler ve kaba davranırlardı. Snelman ve arkadaşları bu konuyla ilgili de bir yenilik yaptılar. Subaylara konferanslar vererek askeri eğitimin öneminden bahsettiler. Artık tüm aileler oğullarının askere gidip iyi terbiye almalarını istiyorlardı. Çünkü kışlada bilimden kültüre kadar iyi bir bireyin sahip olması gereken tüm özellikler anlatılıyor, askerler eğitiliyordu.

Bu ve bunun gibi birçok özelliğin değişmesi ve gelişmesi bu küçük ülke adına çok büyük adımların atılmasına sebep oldu. En alt kesimden en üst kesime kadar tüm insanlar çok çalıştı. Bataklıklar ve kayalıklar ülkesi olarak adlandırılan Finlandiya’da insanlar kayalıkların üstüne verimli topraklar yerleştirdiler ve buralarda tarım yapmaya başladılar. Üretim yaptılar, okullar açıldı insanlar okumaya başladılar. Bu ve bunun gibi birçok etken sonucu şuan da Finlandiya refah ve eğitim düzeyi çok yüksek bir gelişmiş ülkedir.

Yazar: Ilgın Kocaman

Günün Sözü :
"Yeni toplumlar yeni şarkılar üretirler." 
" Kendimize ve halk kitlelerine çalışkanlık, azim ve disiplin, güçlü irade aşılayalım, bu özelliklere sahip nesiller yetiştirelim."

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/

24 Ocak 2018, Antalya

23 Ocak 2018 Salı



BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİ ( 1)


Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı 7



























Merhaba Gönül Dostlarım,

Bu sayfamızda, bir Rus yazarın yazmış olduğu bir kitabının bir ülkenin geleceğine nasıl etki ettiğini, o ülkeyi nasıl refaha,huzura ve tüm insanlığa örnek olacak bir ülkeye dönüştürdüğüne ve bir milletin uyanışına şahit olacaksınız. Bu yazımı bugün ve yarın olmak üzere iki bölüm halinda sizlerle paylaşacağım.

Grigory s. Petrov' un Finlandiya'nın kuruluşunu ve bataklıklar ülkesinden nasıl Beyaz Zambaklar Ülkesine dönüştüğünü anlattığı değişik bir kitap. 1920' li yıllarda yazılmış. bir nevi toplumsal dayanışma gösterisi. snelman adlı Finli bir aydının toplumun bütün dilimlerini asker, öğretmen, mühendis demeden harekete geçirmesini ...

Beyaz Zambaklar Ülkesinde & (Atatürk'ün Askeri Okulların Müfredatına Konulmasını Emrettiği Kitap)Beyaz Zambaklar Ülkesinde
(Atatürk'ün Askeri Okulların Müfredatına Konulmasını Emrettiği Kitap

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. Türk askerleri ülkelerindeki “yaşamı yenilemek” için mutlaka bu kitabı okumalıydılar. O vakitler, kitap o kadar çok ilgi gördü ki, Kuran-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap haline geldi.

Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’ yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir.

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİ

Finlandiya’nın okulları, eğitim sistemi berbattı. Eğitim gören öğrencilerine dünya çapında testler uygulandığında, diğer ülkelerin altında kalan değerler ortaya çıkıyordu. Bu durum Finlandiya’nın hoşuna gitmedi. Kısa bir süre sonra dünyanın en iyisi oldular.



Peki nasıl?

Bu soruyu araştırırken cevap bir kitaptan geldi: Beyaz Zambaklar Ülkesi..
Kitabın yazarı Rus Grigoriy Petrov. Petrov Finlandiya’ya yaptığı seyahatlerindeki izlenimlerini anlatmış kitapta. Finlandiya; nüfusu az olan, ekonomisi ve iklimi iyi olmayan bir ülkedir. Kendilerine Suami demektedirler. Suami, “bataklık arazi” anlamına gelir. Ülke gerçekten de yoksuldur. İsveç ve Rusya sırasıyla işgal etmiştir.
Beyaz Zambaklar Ülkesi, Finlandiya’nın esaret içinde bir bataklık ülkesi olmaktan, özgür bir beyaz zambaklar ülkesine nasıl dönüştüğünü anlatır. Kitabın kahramanı, Finlandiya eğitim sistemini ve toplum yapısını düzeltmek için uğraşan “Snelman” adlı aydındır. Snelman ile birlikte toplumun tüm kesimleri bir bütün halinde çalışır ve Finlandiya ülkesini eğitimle kalkındırırlar. Bu sayede kültürel olarak özel bir ülke ortaya çıkar.

Snelman’ın topluma seslenişine kitaptan birkaç bölüm:

Aydınlara

Aydın olmak demek; modaya uygun elbise, şapka giymek ve kolalı gömlek giyinmek demek değildir. Aydın kesim, halkın beyni konumundadır. Halkımız sizi iyi bir eğitim aldıktan sonra yüksek bir gelir elde edesiniz, geceleri eğlenesiniz diye sizi o konuma getirmemiştir. Böyle olanlar gerçek aydın olamazlar. Onlar yozlaşmışlardır. Unutmayınız ki; halkın cehaleti, kabalığı, alkol düşkünlüğü, hastalıklı oluşu, sefaleti, kötü ahlaklı oluşu, bütün bunların hepsi sizin kendi utancınız ve suçunuzdur.

Gençlere

Siz gençler! Sadece Macarları değil, Almanları da, Fransızları da, İngilizleri de yenesiniz. Fakat bunu topa vurarak değil de aklınızla, kalbinizle ve iradenizle yapınız. Genç Finlandiya’ya deri topun arkasından koşan insanlar gerek değil. Finlandiya’nın onun halkının ekonomik, sosyal, zihinsel ve ahlaki değerlerini yönetebilecek insanlara ihtiyacı var. Sizin göreviniz topu yükseğe ve uzağa atmak değil, halkınızı yükseklere çıkarmaktır.

Kışlaya

Asker kışladaki hayvan değildir. Asker, eğitmem için anavatanın bana gönderdiği küçük, yeteri kadar eğitimli olmayan kardeştir. Subay, askerin sadece ağabeyi değildir. Subay, askerin öğretmenidir, eğitmenidir. Kaba küfür köpek havlamasından bile beterdir. Bu akıl ve kişilik kültürsüzlüğünün belirtisidir. Eğer ki kahramanlık göstermek istiyorsanız, bunu asil ve güzel bir şekilde yapın.

Öğretmenlere


finlandiya eğitim sistemi resim ile ilgili görsel sonucu
Özür diliyorum ama sizinle açık konuşmak istiyorum: Her meslekte olduğu gibi, öğretmenler arasında da mesleğine layık olmayan çok kişi var. Bunlar öğretmenlik etmeyi aşağılık bir iş kabul eden gündelikçilerdir. Böylelerine bir dost nasihati veriyorum: Öğretmenliği bırakıp kendilerine başka bir iş arasınlar. Tüccar olsunlar, başka işler bulsunlar ama canlı bir ruha ve bilgiye sahip fedakâr insanların bulunması gereken yerleri işgal etmesinler.

Ülkemizde öğretmen olabilmek için çoktan seçmeli bir sınavdan geçer not almak yeterlidir.

Finlandiya'da öğretmen olabilmek için 3 aşamalı bir testten geçilmesi gerekir. Test, mülakat ve ders anlatma gibi aşamaları da kapsar.
Anne-babalara

finlandiya eğitim sistemi resim ile ilgili görsel sonucu

Herkes hayattan bir şey almak ister ama ona bir şey vermek istemez. Çoğu kimse hayata menfaatçi, yağmacı, sömürgeci ve asalak olarak atılır, hayatın anlamını bu asalaklıkta arar. Böyle hayat anlayışı uzun yıllar boyunca çocuklara aşılanır. Kimler aşılar? Anne ve babalar. Bu telkinlerle yetişen çocuklar, büyüdüklerinde bencil, kendini düşünen, basit ruhlu, tembel, açgözlü, şehvet düşkünü ve vurdumduymaz olurlar. En sonunda artık hiç kimseye ve hiçbir şeye bağlılık duymayan, duyarsız gençler olur çıkarlar. Vatana, insanlara, vazifeye, yüce ideallere, ebeveynlere ve hatta kendilerine karşı saygı duymazlar.
Ne ekerseniz, onu biçersiniz. Ne pişirirseniz, onu yersiniz! Eğer çocukların ve gençlerin aklını ve ruhunu işlenmemiş bir tarla gibi bırakırsanız, orada ısırgan otu, dikenler ve zararlı otlar bitecektir.
(…)
Tüm imkânsızlıklara rağmen bir avuç aydının önderliğinde her meslekten insan omuz omuza bir dayanışma sergileyerek Finlandiya’yı ayağa kaldırırken onlardan daha uygun iklim koşullarına, daha zengin bir kültüre, daha iyi maddi imkânlara ve başarma azmine sahipken neden Türkiye dünyanın en iyisi olmasın?

Siz ey bay ve bayanlar!

94 yıl önce yazılan, bakanlığımızca da tavsiye edilen bu kitabı okuma ve yaşama zamanı gelmedi mi?
+
+
Burak AKGÜN

https://youtu.be/3l1I_Hwll_Y                                        https://youtu.be/syPWfhi4E7k

beyaz zambaklar ülkesinde ile ilgili video                     


***  yazının devamı yarın


İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
23 Ocak 2018, Antalya

22 Ocak 2018 Pazartesi




İSYAN MI, ŞÜKÜR MÜ?


Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar


                                                                                                              
Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugünkü yazımda  bizleri düşündüren içinde biraz hüzün biraz keder olan duygu yüklü bir yaşanmışlığı  bir hayat gerçeğini, kızını çok seven bir babanın aşağıdaki yazısında   gönüllere dokunan  serzenişlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sevgili Alişan Kapaklıkaya,
" Zuhal gibi sevgi melekleri her daim Çiçek Olur Dağlarda açar, Ahirete göç etseler de sevenlerinin yüreklerinde yaşar." 
Kendisine Allah' tan Rahmet, kederli Ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyorum.

18 Ocak 2018 tarihinde yayınladığım  ' Bir Hayata Dokunmak' başlıklı yazımda  William Golding' in  bir sözünü tekrarlamak istiyorum " Sevdiklerinize zaman ayırın, yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır."


Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 

Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir.


İSYAN MI, ŞÜKÜR MÜ?
Yıllar önce kızım Zuhal'i bir bebek olarak kucağıma aldığımda onunla ne kadar süre ve nasıl bir hayat yaşayacağımı bilmiyordum.
Büyümeye başladı. Bebekliğinden itibaren onunla oynamaya başladım, gezerken omzuma aldım, kollarımdayken yukarı doğru atıp yeniden yakaladım, sırtüstü yatıp onu ayaklarımın üzerinde havaya kaldırmamı öyle seviyordu ki.
Parklarda gezdik. Köye gittiğimizde çamuru naylon tabağa doldurup "Sana pasta yapıyorum baba." dediğinde anlamıştım yüreğinin sevgi dolu okyanuslar gibi olduğunu.
Okul hayatı başarılarla geçti. Ailelerin cennet gibi olmasına katkı sağlamak için psikolog olmayı seçti. Gönüllere dokundu, evlere neşe saçtı. Benimle bir çok şehre konferanslara geldi.

isyanmı, Şükür mü? ile ilgili resimler ile ilgili görsel sonucu

Bir kurban bayramında Şırnak sokaklarında çocukların ellerindeki oyuncak silahları gördüğünde çok ağladı. "Baba bu çocukların elindeki silahları alıp yerine kitaplar vermek için daha çok çalışmalıyız." dediğinde hayaller kurduk, tüm çocuklarımızın yüreğine sevgi tohumları saçmak için.
İşine uçarak gidiyor, eve koşarak geliyordu.
Doktor, "Sen kanser olmuşsun, gereğini yapmazsan yakında ölürsün." dediğinde, elimi tutup gözlerime bakarken sordu:
"Şimdi ne olacak baba, hayallerimiz vardı."


isyanmı, Şükür mü? ile ilgili resimler ile ilgili görsel sonucu

Kendisini çok seven ve hastalığının her aşamasında yanında olan Harun'la evlendi. Gelin gittiği kendisini tanıyan tüm Elazığlıların gönlünde taht kurdu.
Hastalığı tüm vücuduna yayıldı. Vazgeçmedi. Bir yandan iyileşmek için tevekkülle mücadele ederken bir yandan çocukların ve gençlerin gönlüne sevgi serpmeye devam etti.
Doktor, "Altı aylık ömrü var." değinde söylemedim kendisine, söyleyemedim.
Sahnelerde ve televizyonlarda tüm Türkiye'den dua istedim Zuhal im için. Almanya'da küçücük bir kız çocuğu yanıma yaklaşıp, "Üzülme Alişan amca Zuhal ablanın iyileşmesi için şu küçücük kalbimi seve seve veririm." dediğinde çok umutlandım.
Başarılarıyla beni geçmeye başladığında "Senin son kullanma tarihin kaç baba? diye sordu bana. Sarsılmıştım. "Kendini sürekli geliştirip insanların karşına faydalı bir eğitmen, benim karşıma son model bir baba olarak çıkmalısın." dedikten sonra dört farklı alanda üniversite okudum.
Kendimi tazeleyip karşısına çıktığımda o da Allah'a gitmek için hazırlık yapıyordu.
Eşimle kavga edip evden ayrılırken dizlerime yapışıp "Bizi bırakıp gitme baba." diye ağladı. Ona olan sevgimle tüm sorunlarımın üstesinden gelip geri döndüm.
Rabbim 15 gün önce onu yanına çağırdı. Bu sefer ben yapıştım tabutuna. "Nereye gidiyorsun Zuhal? diye sordum cevabını bildiğim halde.
O bana gitme baba, geri dön dediğinde onu dinleyip döndüm.
Ben ona gitme yavrum dediğimde, gitti ve dönmedi.
Dostum Durmuş Ali bey dedi ki, "Zuhal'in cenazesi sadece sizin evden çıkmadı, bilin ki Türkiye' de bir çok evden çıktı."
Şimdi bakıyorum Zuhal gibi bir sevgi meleğiyle 30 yıl aynı evde yaşama lütfuna erişmişim, ona sarıldığımda cennetin kokusunu tatmışım.
Şimdi düşünüyorum Allah yavrumu 30 yaşındayken yanına çağırdı diye isyan mı edeyim, yoksa onun bana hediyesi olan yavrumla bu güzellikleri 30 yıl yaşadım diye şükür mü edeyim...
Yavrumun hastalık sürecinde ona gözü gibi bakan eşime, yanımızda olan herkese, iyileşmesi için yüzlerce doğal tedavi bitkisel ilaç gönderen, köye kadar gelip cenazeye katılan, isteyip de katılamayan, taziye mesajlarını ileten tüm dostlara teşekkür ediyorum.
Allah'a bizim bilmediğimiz nice hayırlar verdiği için şükrediyorum.
Eğer gönlünü kırdığı, azarladığı, hatta sert baktığı kimse varsa söyleyin helallik alayım.
Sizin de gönlünüze dokunmuşsa. güzel bir hatıranız varsa yazın da bileyim.

Alişan Kapaklıkaya

Keyif Atölyesi
https://youtu.be/DJwYQsop2mU


doğa için çal allı turnam ile ilgili video

Günün Sözü :

ayrılık ile ilgili hüzünlü sözler ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
22 Ocak 2018, Antalya





21 Ocak 2018 Pazar



2018 TROIA YILI OLSUN (2)

troya müzesi resimleri ile ilgili görsel sonucu








                                                                                                 
                                                                                           

Merhaba Gönül Dostlarım,

İyi bir hafta sonu geçirmeniz temennisiyle,

2018 Troya yılıBundan yaklaşık bir hafta evvel yani 14 Ocak 2018 tarihinde  ' 2018 Troia Yılı Olsun (1)'  olarak başlattığım yazı dizimin sizlerden gelen görüntü ve beğeni sayılarının inanılmaz bir şekilde yüksek olması beni son derece mutlu etti ve beni TROIA ile ilgili daha detaylı 2. bir yazı yazmam konusunda  hem mecbur etti ve hemde cesaretlendirdi. 
Başta Polanya' dakiler  olmak üzere, kendi ülkemdeki ve tüm dünyadaki Gönül Dostlarıma sonsuz sevgi, saygı ve şükranlarımı arz ediyor, daha güzel ve daha ilginç yazılarımda sizlerle tekrar buluşmak üzere, hoşça kalın...

Truva veya Troya Kaz Dağı eteklerinde, Çanakkale il sınırları içinde yer alan tarihî kent. Homeros tarafından yazıldığı sanılan iki manzum destandan biri olan İlyada' da bahsi geçen Truva ... Vikipedi
Kuruluş tarihi: MÖ 3000 
Bölge: Biga Yarımadası
Dünya mirası sit alanı olarak belirtilmiş: 1998

troia videosu ile ilgili görsel sonucuÇanakkale Valiliği tarihi M.Ö. 3000' lere kadar uzanan dünyanın en önemli antik yerleşimlerinden biri olan Troya Kenti' nin UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi'ne girişinin 20. yılı nedeniyle önemli bir adım attı. Valiliğin '2018 Troya Yılı olsun' teklifinin ardından Başbakan Binali Yıldırım'ın verdiği müjde ile 2018'in Troya Yılı olması kesinleşti. Kültür ve Turizm Bakanlığı da Türkiye'de 2018'i 'Troya Yılı' ilan etti.
700 BİN TURİST BEKLENİYOR
Yıllık ortalama 500 bin turistin geldiği Troya Antik Kenti'ne 2018 Troya Yılı kapsamında 700 bin turistin gelmesi bekleniyor. İlk Tunç Çağı' ndan Bizans dönemine kadar yerleşim yeri olan Troya Antik Kenti' nden çıkan ve dünyanın çeşitli müzelerinde sergilenen eserlerin tek bir yerde toplanması için Kültür ve Turizm Bakanlığı müze yaptı. Ulusal bir yarışma ile projesi belirlenen müzeye 21 milyon 948 bin 790 TL harcandı. Antik kentteki müzenin, ikinci etabı için sağlanacak 30 milyon TL'lik ödeneğin ardından 2018'de tamamlanması planlanıyor.



troya müzesi resimleri ile ilgili görsel sonucu
M.Ö 3000 den başlayarak kesintisiz olarak 9 kültür katmanı tespit edilmiş olup, çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Farklı dillerde, yazılış ve söyleniş biçimi olan Troia ismi, Türkçe'de "Troya", Fransızca okunuşu nedeniyle de, 19. yüzyıldan itibaren "Truva" olarak da bilinir. Homeros' un İliada destanında aynı yer için hem Troia hem de İlios ismi kullanılmıştır. İliada Destanı' nda 49 kez Troia, 106 kez İlios ismi geçmektedir. İliada' da "kutsal İlios" tanımlaması sıkça rastlanır. Daha az kullanılan Troia ise "sağlam duvarlarla çevrilmiş", "güçlü kuleli", "geniş caddeli", "rüzgarlı" tanımlamalarla birlikte anılmaktadır. Kent için kullanılmış iki isim de Homeros' tan çok daha eskiye dayanmaktadır. Destan eskilerden anlatıla gelerek Homeros' a kadar ulaşmıştır.

Çanakkale



Troia Örenyeri

Troia Örenyeri

Müze Açılış ve Kapanış saatleri :
15 Nisan / 2 Ekim
Yaz Açılış Saati: 09:00
15 Nisan / 2 Ekim
Yaz Kapanış Saati: 19:30
3 Ekim / 14 Nisan
Kış Açılış Saati: 08:30
3 Ekim / 14 Nisan
Kış Kapanış Saati: 17:00
Tatil Günü:
Giriş Ücreti: 25 TL
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı' nın belirlediği, Müze ve Örenyerlerine girişlerde uygulanacak usul ve esaslar hakkında yönergenin 10.Maddesine göre;
Müze ve örenyerleri dini bayramların birinci günü saat 13:00'e kadar kapalıdır. Bir yıl boyunca Müzekart+ ile ise sınırsız ziyaret edebilirsiniz. Adres : Tevfikiye Köyü, Çanakkale E-posta : canakkalemuze@kulturturizm.gov.tr. Tel : +90 (286) 217 23 71 - 217 82 05. E-bilet Satın Al». Homeros' un destanından Hollywood filmlerine ...Alıntı: Müze.gov.tr


Kültür ve Turizm Bakanlığı, TROYA Antik Kentinin UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi' ne Kabulünün 20. yılı nedeniyle, 2018' i TROYA Yılı ilan etti.

https://youtu.be/fmHs4H4XcXs                                                  https://youtu.be/xgumSSl_Zwk
troia videosu ile ilgili video
troia videosu ile ilgili video     

                                             https://youtu.be/hIrbs83adz4


troia yılı ile ilgili sözler ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
21 Ocak 2018, Antalya





Gerçek Dostlar