BEŞ DAKİKA



çocuk ve baba resim ile ilgili görsel sonucu


Merhaba Dostlar,

Bu gün sizlerle babalarımızla ilgili kısa bir hikaye paylaşacağım, dünkü annelerle ilgili "Anne Şefkati" yazımızdan sonra, babalarımıza da hakkettikleri değeri vermemiz gerekir.

Özellikle  anne ve babaların mutlaka okuması gereken nefis bir hikaye "Beş Dakika" Çocuklarımıza vakit ayırıyor muyuz. Lafa gelince canımı bile veririm dediğimiz çocuklarımıza günde kaç dakika zaman  ayırabiliyoruz.


Dünya üzerinde eğer huzur gerçekten  mümkünse, o huzura katkıda bulunabilecek ender sayıda şeylerden biridir bir çocuğun sevgisi. Bazı şeyler yaşanmadan anlaşılmıyor. .

Bu konuda otoritelerin görüşlerine ve düşüncelerine yer verdiğimizde,
"Çocuğun bazı davranışlarından hoşlanmadığınız için ona karşı kırgın olduğunuz ya da çok yorgun olduğunuz için, sevginizi dile getiremeyecek durumda olsanız bile, onu her zaman çok sevdiğinizi bilmesi gerekir. Ayrıca, ona olan sevginizin birtakım koşullara bağlı olduğunu düşünmemelidir.

"Hiç kuşkusuz herkesin hayatının her döneminde “baba figürü” çok anlamlı bir noktaya denk gelir. Çünkü her çocuk için “Baba” güvenle eş değerdedir. Özellikle kız çocukları için babaları birer kahramandır.

Cinsiyet ayırt etmeksizin her çocuğun üzerinde babanın sosyal, fiziksel ve duygusal etkileri vardır. Sağlıklı bir cinsel kimlik oluşturabilmek, etkili iletişim kurabilmek, kendini doğru ve etkili ifade edebilmek, içgüdülerini kontrol edebilmek ve sosyal adaptasyonda başarıyı yakalayabilmek, kısacası bireyselleşebilmek çocuğun baba ile olan ilişkisiyle doğru orantılıdır."

En iyi dileklerimle. Esen kalın.



Hikayemiz :
çocuk parkında oynayan çocuk resim ile ilgili görsel sonucu
Güneşli bir gündü. Kadın parkta yanında oturan adama
 “Bakın, salıncakta sallanan şu kırmızı kazaklı çocuk benim oğlum” dedi.
Adam gülümseyerek
“Güzel bir oğlunuz var” dedi. “Diğer salıncaktaki mavi kazaklı çocuk da benim oğlum” Sonra saatine baktı ve
“Heyyy, Todd, sanırım artık gitme zamanı” diye seslendi oğluna. Çocuk salıncakta yükselirken
 “Beş dakika daha baba, lütfen yalnızca beş dakika daha” diye karşılık verdi babasına.
Adam başını “peki” anlamında sallayınca çocuk neşeyle sallanmaya devam etti.
Dakikalar sonra adam ayağa kalkarak tekrar seslendi oğluna
“Todd, artık gidelim mi, ne dersin?”
 Çocuk yine gitmeye isteksiz
 “Ne olur baba, beş dakika daha, lütfen, beş dakika daha” diye bağırdı babasına.
Adam
” Tamam” deyince çocuk kahkahalar atarak sallanmaya devam etti. Sonunda kadın dayanamadı ve sesinde gizli bir hayranlıkla
“Ne kadar sabırlı bir babasınız” dedi.
Adam gülümsedi kadına.
“Sabır değil yaptığım bayan” dedi.
“Büyük oğlum Tommy’yi geçen yıl burada sarhoş bir sürücünün çarpması sonucu kaybettim.
Buraya yakın yolda bisiklet sürüyordu. Tommy’e hiç yeterince zaman ayırmamıştım. Oysa şimdi onunla beş dakika daha fazla birlikte olabilmek için her şeyi yapardım. Todd’la ayni hatayı yapmayacağıma söz verdim kendi kendime.

O her “Beş dakika daha baba” dediği zaman, oyun oynamak için beş dakika daha kazandığını düşünüyor, oysa işin gerçeği ne biliyor musunuz? Ben onu oyun oynarken beş dakika daha fazla izleyebiliyorum, asıl kazanan benim”

Kaynak : Orijinal Sözler.com


Güzel Sözler : " Babanın faziletleri, çocukların servetidir" Anatole France

İbrahim Birol: http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Mayıs 30,2016, Antalya







 

ANNE  ŞEFKATİ

Anne sevgisi

 
















Merhaba Değerli Dostlarım,

Bu yazının sizlerle paylaşılmasında sanırım biraz geç kaldım, ya 'Anneler Gününde' veya hemen akabinde sizlere yazmak, beni daha mutlu ederdi. Bu gecikmeden dolayı lütfen beni bağışlayın.
 
Her şeyin zamanında bir değeri ve önemi vardır, fakat annelerin değeri hiç bir zaman kaybolmayacağı  veya eskimeyeceğini her zaman taze olarak kalacağını var sayarsak, bu yazımın ancak bugün  paylaşılmış olması, sanırım sizler tarafından bir gecikme olarak addedilmeyecektir. 

Anne sevgisinin değeri, diğer değerlerden çok üstün bir özellik taşır. Bu, temiz yürekli bir anneye sahip oluşumuzdan meydana gelen bir duygudur!…

Bu hikayemizde anne sevgisinin önemini ve anne şefkatinin gücünü bir kez daha hissedeceğiz.
Anne şefkatinin dünya da bir benzeri yoktur ve bence dünyada bireyler birbirlerine annelerin evlatlarına gösterdiği gibi güçlü bir şefkat duygusu gösteremezler. Annelerimize bu şefkat duygusu yüce Allah tarafından onlar için özel verilmiştir.

Anne şefkati, tüm insanların birbirlerine göstermeleri gereken şefkat anlayışı açısından çok önemli bir  örnektir.  İnsanlarında  bu güzel örnek karşısında, birbirlerine karşı göstermeleri gereken şefkat böyle olmalıdır. Nasıl ki bir anne, ne kadar zor şartlar altında olursa olsun; en yorgun, en uykusuz, en güçsüz, en hasta, en yoğun ve en meşgul anında bile, bu şefkatinden ve ihtimamından ödün vermezse, insanlar arasındaki merhamet de aynı bu güçte olmalıdır.

Annelerimize değer verelim, Onları incitmeyelim. Bizleri  canları pahasına önemseyen annelerimizin şefkatinin gücünü anlayalım. Unutmayalım.
anneler günü resmi ile ilgili görsel sonucuCennet Annelerimizin ayağı altındadır. 

Gelecek yazılarımızda sizlerle paylaşacağım çok güzel hikayelerim olacak, o zamana dek, iyi bir haftaya başlamanız ve her şeyin gönlünüzce olması dileğimle. Esen kalın.
 
Hikayemiz şöyle başlıyor.
Hazreti Davud aleyhisselam zamanında iki kadın, çocuklarını bir ağacın altına bırakmışlar, kendileri de beraber tarlada iş yapıyorlardı. Biraz sonra ağacın altındaki çocuklardan birini, kurt kaptığını gördüler. Koşarak ağacın dibine varan kadınlardan her ikisi de orada kalan çocuğa sahip çıkıyor, ikisi de birbirine, senin çocuğunu kurt kaptı bu kalan çocuk benim diyorlardı.

    Aralarında anlaşamayıp, meseleyi halletmesi için Hazreti Davud’un (a.s.) huzuruna çıkmaya karar verdiler. Kadınlardan birisi çocuğu kucağına almış, öbürü de onun yanında Hazreti Davud’un huzuruna çıkıp meselelerini anlattılar… Davud aleyhisselâm, çocuksuz kadına:
   
— Bu kadının kucağındaki çocuk benim diyorsun. Bana bir şahid bulabilirmisin ? diye sordu.
    Kadıncağız:
   
— Bulamam, Ya Davud!.. Çünkü orada yanımızda kimsecikler yoktu. Fakat ben iyi biliyorum ki çocuk benimdir. Bu benden evvel varıp benim çocuğumu aldı, dedi.


derviş resmi ile ilgili görsel sonucu
Davud aleyhisselâm, kadına:
    — Şahid bulamayacağına göre, ben bu kadından çocuğu alıp da sana veremem… Çünkü o da, senin kadar çocuğun kendisinin olduğunu iddia ediyor, diye kadınları salıverdi.

 Kadınlardan biri mahzun, birisi mesrur olduğu halde Süleyman aleyhisselâm rastladılar. Süleyman aleyhisselâm kadınlara, dertlerinin ne olduğunu sordu: Kadınlar, vaziyeti bir de Süleyman aleyhisselâm anlattılar. Süleyman aleyhisselâm her iki kadın arasında çocuğu taksim etmekten başka çare bulamamıştı.
Hemen, «Cellât! Bu kadınların her ikisi de çocuk benim diyor. Çocuğu ortadan kes de taksim edelim.» dedi.
    Çocuk kucağında olan kadın, buna razı olmuştu.

 — Kabul, kesin ortasından benim hakkımı bana verin, dedi.
    Fakat çocuğun esas sahibi olan kadın, evlâdının gözleri önünde kesilmesine tahammül edemedi. Süleyman aleyhisselâm a yalvarmaya başladı:

 — Aman yavrumu kesmeyin. Ben razıyım çocuk onda kalsın. Yeter ki sağ kalsın, diyordu.
    Böylece Süleyman aleyhisselâm, çocuğun asıl anasının kim olduğunu anlamıştı… Çocuğu anasına teslim etti.

Annenin yavrusuna olan şefkati, evladının ölmesindense başka birinin yanında yaşamasına razı olmuştu.
 
Kaynak : Düşündüren-Eğitici Hikayeler

Güzel Sözler :
 Şuna inanmak lazımdır ki, dünyada ve yeryüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir. Atatürk

İbrahim Birol,     http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Mayıs 29, 2016, Antalya









ZOR İNSANLARLA BAŞA ÇIKMA YOLLARI

 
 
 zor insan resim ile ilgili görsel sonucu
 
 
Merhaba Gerçek Dostlar,
 
Zor insanları değiştirmemiz, bir anda sevimli ve uysal hale gelmelerini sağlamamız mümkün değildir. Bu ancak onların istemeleriyle mümkün olur.
Onları değiştiremeyeceğimize göre, yapabileceğimiz tek şey, soğuk kanlı davranıp ,onlara verebileceğimiz tepkileri değiştirmektir.
 
Zor insanları davranış özelliklerine bakıldığında:
  • Eğitimi bilgisi ve deneyimi yetersiz olmasına rağmen kendisini çok iyi sananlar.
  • Öncelik ve önem sırasını belirleyemeyenler.
  • Hatasını olgunlukla kabul edemeyenler, sürekli açıklama yapıp, kendisini temize çıkarmak isteyenler
  • Yavaş düşünen ve hareket edenler
  • İşleri karıştıranlar
  • Çok az konuşanlar ( Konuşmayanlar) 
Sayfanın satır uzunluğu nedeniyle, kendi yazılarımı zaman zaman kısa tutmak mecburiyetinde kalıyorum,  bilgilerinize.

İyi bir tatil günü geçirmeniz dileklerimle, esen kalın.

 
 
İlgili resim  Bazı insanlar etraflarına yaydıkları negatif etkinin farkında değildir ve bu insanlar kaos yaratmaktan, insanların damarına basmaktan büyük keyif alırlar. Her halükarda gereksiz karmaşa, kavga ve en kötüsü de stres yaratırlar.
Yapılan çalışmalara göre stres beyni kalıcı biçimde ve olumsuz yönde etkiler. Birkaç gün bile strese maruz kalmak beynin hafıza ve muhakemeden sorumlu bölümü hipokampusün içindeki nöronların etkisini azaltır. Haftalarca süren stres, sinir hücresine giden ince liflere çift yönlü zarar verir ve aylarca süren stres nöronların kalıcı olarak tahrip olmasına neden olur. Stres başarınızı etkileyecek korkunç bir tehdittir. Stres kontrolden çıkarsa beyniniz ve performansınız zarar görür.
İşle alakalı stres kaynaklarının birçoğu kolayca tanımlanabilir. Sizi gafil avlayacak ve en çok zarar verecek olan beklenmeyen stres kaynaklarıdır.
Almanya’daki Friedrich Schiller Üniversitesinin biyolojik ve klinik psikoloji bölümünün yakın zamanda yaptığı bir araştırmaya göre, stres yaratan bir uyarıcıya maruz kalmak güçlü negatif duygulara neden oluyor. Aynı etki tehlikeli insanlarla mücadele ederken de oluyor. Bu güçlü negatif duygular beyinde büyük tepkilerin oluşmasına neden oluyor ve hayatınızı tamamen kötü yönde etkiliyor.
Duygularınızı yönetme ve baskı altındayken soğukkanlılığınızı koruma yeteneğinizin, performansınıza doğrudan etkisi vardır. Talent Smart’ın 1 milyondan fazla insanla yaptığı araştırmaya göre, en iyi performans gösterenlerin %90’ı soğukkanlı olmak ve kontrolü kaybetmemek için duygularını yönetme konusunda oldukça becerikliler. Bu kişilerin sahip olduğu en büyük armağan zor insanları etkisizleştirme yetenekleridir.
Başarılı insanların zor insanlarla başa çıkarken kullandığı bir sürü etkili yöntem vardır ancak biz size en iyi 12 tanesinden bahsedeceğiz. Zor insanlarla etkili bir biçimde baş etmek için sizi kuvvetlendirecek bir yaklaşıma ihtiyacınız olacaktır. Bir sürü şey tarafından kontrol edildiğinizi aklınızdan çıkarmayın.

İlgili resim1 – Sınırlar koyun
Sürekli bir şeylerden şikayet eden negatif insanlar, kendi problemleriyle boğuşup dururlar ve çözümlere odaklanma konusunda başarısızdırlar. Kendilerini iyi hissetmek için diğer insanların da kendileri gibi acınacak halde olmasını isterler. İnsanlar şikayetleri dinlerken kendilerini baskı altındaymış gibi hissederler çünkü duygusuz veya kaba görünmek istemezler ancak dert ortağı olmak ve negatif duygu sarmallarına girmek arasında ince bir fark vardır. Olayları akışına bırakırsanız kendinizi karmakarışık sohbetlerin içinde bulursunuz.
Bundan sadece sınırlar koyarak ve kendinizi uzaklaştırarak kurtulabilirsiniz. Şu şekilde düşünün: şikayet eden kişi sigara içiyorsa bütün öğleden sonranızı pasif içici olarak geçirmek ister misiniz?  Sınır koymanın en iyi yolu problemi nasıl çözeceklerini sormaktır. Ya sakinleşirler ya da sohbeti üretken bir yöne çevirirler.

 2 – Soğukkanlı olun
Başarılı insanlar bir sonraki gün için soğukkanlı olmaları gerektiğini bilirler. Uyuşmazlık olduğunda kontrolsüz duygular sizi kavganın içine çeker ve bu şekilde savaşmak size büyük zarar verir. Duygularınızı kontrol edip karşılık verdiğinizde savaşı daha akıllıca kazanabilirsiniz.
 
3 – Mantıklı olun
Zor insanlar sizi delirtir çünkü davranışları çok mantıksızdır. Peki, neden bu kişilere duygusal karşılıklar veriyorsunuz ve karmaşıklığa sürükleniyorsunuz?
Bir insan ne kadar mantıksız ve hatalı olursa tuzaklarından kurtulmanız da o kadar kolay olur. Onları kendi oyunlarında yenmeye çalışmaktan vazgeçin. Kendinizi duygusal olarak uzakta tutmalı ve etkileşimlerinize bilimsel projeler gibi yaklaşmalısınız. Duygusal kaoslara karşılık vermek sizi de kaosun içine sürükler.
 
zor insan resim ile ilgili görsel sonucu
 
4 – Fazla önemsemeyin
Şu şekilde düşünün: zihinsel olarak sağlıksız olan bir insan size sokakta yaklaşıp kendisinin “ay ışığında dans eden bir ördek” olduğunu söylerse bu kişinin yanından uzaklaşmaz mısınız? Benzer şekilde raydan çıkmış bir biçimde düşünen bir iş arkadaşınız olursa sadece gülmeniz ve başınızla onaylamanız en iyisi olacaktır.

5 – Kimsenin neşenizi kaçırmasına izin vermeyin
Memnuniyet ve tatmin anlayışınız diğer insanların fikirlerine göre şekilleniyorsa kendi mutluluğunuzun efendisi olamazsınız. Duygusal zekası yüksek olan insanlar bir şey yaptıklarında kendilerini iyi hissederler ve diğer insanların fikirlerinin veya sahte açıklamalarının bunu bozmasına izin vermezler.
Kendinizi diğerleriyle karşılaştırmak zorunda değilsiniz ve diğer insanların fikirlerine her zaman şüphe ile yaklaşmalısınız. Böylelikle zor insanların ne düşündüğünün veya ne yaptığının bir önemi kalmaz. Diğer insanların sizin hakkınızda ne düşündüğünün bir önemi yoktur çünkü şu bir gerçek ki, hiçbir zaman onların söylediği kadar iyi veya kötü olmayacaksınız.
 
6 – Problemlere değil, sadece çözümlere odaklanın
Dikkatinizi verdiğiniz nokta ruh halinizi belirler. Yüz yüze geldiğiniz problemlere takılıp kalırsanız negatif duygular ve stres yaratırsınız. Kendinizi ve koşullarınızı düzeltecek eylemlere odaklanırsanız pozitif duygular üreten ve stresi azaltan öz yetkinlik duygusu geliştirirsiniz.
Karşınızdaki insanın ne kadar tedirgin edici olduğunu düşünmeyi bırakın ve onunla nasıl mücadele edeceğinize odaklanın. Kontrolü elinizde tutmanız daha etkili olmanızı sağlayacaktır ve onlarla etkileşim kurarken ki stres seviyeniz düşecektir.
 
7 – Affedin ama unutmayın
Duygusal zekaları yüksek insanlar çabuk affeder ancak bu unuttukları anlamına gelmez. Bağışlayıcılık ilerleyebilmek için olanları geride bırakmayı gerektirir. Haksızlık edene başka bir şans vermeyeceğiniz anlamına gelmez. Başarılı insanlar diğerlerinin hataları yüzünden gereksiz yere çıkmaza girmek istemezler. Bu nedenle kendilerini gelecekte olabilecek zararlara karşı korumak için olayları geride bırakırlar.
 
8 – Olumsuz içsel konuşmaları bastırın
Birisinin size karşı olan davranışlarına göre kendinizi kötü hissetmenizde yanlış bir şey yoktur ancak olumsuz içsel konuşmalar, kötü duygularınızı pekiştirmenize neden olur. Negatif içsel konuşmalar gerçek dışıdır, gereksizdir ve kendi kendinizi engellemenize neden olur. Sizi içinden çıkılması zor düşük duygusal sonsuz döngülerini içine sokar. Her ne pahasına olursa olsun olumsuz içsel konuşmaları engelleyin!
 
9 – Kafein alımlarını sınırlandırın
Kafein tüketmek adrenalin salınımını harekete geçirir. Adrenalin ” dövüş veya kaç ” tepkisinin kaynağıdır. Bu tepki bir tehditle karşılaştığınızda sizi ayağa kalkmaya, savaşmaya veya kaçmaya zorlayan hayatta kalma mekanizmasıdır.
 
10 – Uyuyun
Evet yanlış duymadınız. Uyku, duygusal zekanızı geliştirir ve stres seviyenizi yönetir. Uyuduğunuz zaman beyniniz tam olarak yeniden şarj olur, o günün anıları karışır ve anılar depolanır veya atılır. Böylece uyandığınızda tetikte ve mantıklı uyanırsınız. Yeteri kadar uyumadığınızda öz denetiminiz, hafızanız ve dikkatiniz tamamen düşer.  Ortada bir stres nedeni olmasa bile uyku eksikliği stres hormonlarını arttırır.
İyi bir gece uykusu sizi daha pozitif, yaratıcı ve pro aktif yapar. Ayrıca, tehlikeli insanlarla etkili bir biçimde uğraşmanız için bakış açısı kazandırır.
 1
1 – Gerektiğinde yardım alın
Her şeyle kendi başınıza mücadele etmeye çalışmanız çekicidir ancak tamamen etkisizdir. Zor insanlarla başa çıkma yaklaşımınızdaki zayıf yönlerin farkına varmanız gerekir. Bunun için farklı bakış açılarına ihtiyacınız olacak. Herkesin hayatında başı sıkıştığında yardım aldığı ve konuştuğu birileri vardır. Hayatınızdaki bu kişileri tanımlayın ve durumu en basit şekliyle onlara açıklayın. Çoğu zaman diğer insanlar sizin göremediğiniz bir çözüm görürüler çünkü duruma sizin kadar duygusal bakmazlar.
 
12 -Hepsini bir araya getirin
Çoğu zaman zor ve sorunlu insanlarla etkileşime girerek kendinizi test etmeniz gerekecek. İlk başlarda başarısız olsanız bile zamanla ilerleme kaydedeceksiniz. Zorlu insanlarla başa çıkmak için uygulayacağınız bu sağlıklı ve gerilim giderici yöntemler sayesinde işler her zaman iyiye gidecektir.

Kaynak : Yeni iş fikirleri
 

Günün Sözü :
 Hayatta her şey olabilirsin, fakat mühim olan hayatın içinde " İNSAN " olabilmektir.
Şems-i Tebriz.    
 
 
Mayıs 29, 2016, Antalya
 

 


 
 
 SİHİRLİ  DEĞNEK
 


sihirli değnek resmi ile ilgili görsel sonucu

Merhaba Dostlarım,

İki gün arka arkaya sizlerle "Sıra Dışı İnsanlar ( 1-2) olarak paylaştığım yazılarım tahminimin üzerinde, yazıların başlık olarak  ismini verdiğim gibi, çok sıra dışı ilgi odağı oldu, çok beğeni toplaması beni bir taraftan çok mutlu ederken, diğer taraftan  siz değerli dostlarımın sadece Derviş ve Bilge hikayelerine bağlı kalmayıp, aynı zamanda özlü sözlere ve etkili öğütlere ve yol gösterici fikirlere, düşüncelere de ilgi ve ihtiyacımız olduğunu gösterdi.
Belki de ilerleyen yazılarımda bu tür konulara daha sık odaklanmamız gerektiği gerçeğini ortaya koydu.

Bazı insanlar etraflarına yaydıkları negatif etkinin farkında değildir ve bu insanlar kaos yaratmaktan, insanların damarına basmaktan büyük keyif alırlar. Her halükarda gereksiz karmaşa, kavga ve en kötüsü de stres yaratırlar.
Stres ile ilgili ilerleyen yazılarımda daha geniş bilgi vereceğim.
Bu konuların uzmanlarından sizler için  daha fazla bilgi alabileceğimizden eminim.

Zor İnsanlarla nasıl diyalog kurulur?
"Zor insanlarla başa çıkmak" Robert M, Bramson kitabında bahsettiği gibi, bazı insanların neden farklı tavırlar sergilediklerini şöyle açıklıyor:  " Bazı insanlar karşılarındakinin performansını düşürmek ve onların şevkini kırmak için bilerek zor tavırlar sergiler."

İNSANLARLA DİYALOG RESİMLERİ ile ilgili görsel sonucuEn iyi dileklerimle. Esen kalın.


“Tam karar veriyorum, sabah bu şekilde güne başlayacağım diyorum sonra yine her şey eskisi gibi…. Bunun bir sonu yok mu, gerçekten hayatımın değişebilmesi mümkün mü?”

Son zamanlarda yaptığım seanslar ve grup çalışmalarında en çok rastladığım soru…
Bir tarafımız gerçekten, açık yüreklilikle elinden geleni yapıyorken sanki görünmez güçler bunu durdurmaya çalışıyor ve kaldırdığın başa bir tokat atıyorlar.
“Ne yapmaya çalışıyorsun, otur oturduğun yerde”

Sonra da “Beni birileri kurtarsın” diye çareler arıyorsun.
Çare çok uzakta değil, boşuna etrafta aramana gerek yok. Yapacağın ilk iş hayatının sorumluluğunu eline almak.

Beni artık aşağı yukarı tanıyorsun, her türlü sorumluluğu kişiye yüklerim ve her şeyi kişiden beklerim. Sızlanmalara, kendine acımalara, gücünün farkında olamamalara hiç prim vermem. Bu tarz yaklaşımımın kişilerde önce bir isyan oluşturması hiç te şaşırtıcı gelmez..

“Bütün iş yine bana mı kaldı? Bir sihirli değnek olsa da her şeyi değiştirsen..”
Evet dostum tüm işler senin sorumluluğunda. Etrafta sihirli değnekler, Harry Potter’lar yok. Hayatın senin ve nefes aldığın her an bu süreci en iyi şekilde geçirmek için elinden geleni yapmak zorundasın.

Ve şu an belki inanamıyorsun ama DEĞİŞMEK MÜMKÜN.
İlk başlarda zor göründüğünün farkındayım. Her an eskiye davet eden bir sesin seni zorladığını, zihninin ve egonun değişmemen için ellerinden geleni yaptıklarını çok ama çok iyi biliyorum.
Formül aslında çok basit
Eskiye tutunma, kararlı ol, eyleme geç ve değiş…
Televizyon karşısında oturup, elinde kumanda “Ben niye değişemiyorum” diye sızlanarak ne yazık ki değişemiyeceksin.

Kendi içine dönüp yapman gereken yüzleşmeleri yapmadan dönüşemeyeceksin, değişemeyeceksin.
Kararlarını hayatında indirgediğinde, yani bu kararlar sana mal olduğunda değişim mümkün.
Ama yaşam oyunu bu basit söylemi zorlaştırmak için elinden geleni yapıyor biliyorum.
Bir kere şimdiye kadar sana fayda sağlayacak şekilde hizmet etmese de alışılmışlıklar var. Bunların en büyük kozu “Bilinenin güvenilir olması” inancımız. Ne kadar kötü olsa da bilineni tercih etmek en kolayı da ondan. Sonucunu baştan bilmenin getirdiği huzurla OTOMATİK olarak yaşamaya alışıyorsun.

“Zor insandır, hayatımı çekilmez kılıyor ama en azından sağını solunu biliyorum. Ona göre davranırsam sorun çıkmadan yaşar giderim.”
“İşimde çok keyifli değilim, yöneticimle aram çok iyi değil ama şimdi yeni bir iş arayacaksın, yeni bir mekana alışacaksın, boşver böyle devam edeyim.”
Bu sözler aslında “Ben güven alanımın dışına çıkmaktan korkuyorum itiraflarının süslü bir kılıfa sokulmuş halidir.
Ve en çok da oturmuş bir düzenin ataletinin uyuşturucu etkisi sarar bir süre sonra herkesi.
“Amaaan boşver, böyle gelmiş böyle gider.. Ben mi dünyayı kurtaracağım.”
Genelde de yeni olasılık hakkında olumsuz veriler toplamaya çalışırsın. Ataletini haklı çıkartmak için eskiye tutunma çabalarıdır bunlar.
“Bak işinden ayrılmış gittiği yeni yerde maaşı ödenmiyormuş.”
“Şimdi bu dönemde boşanmış kadın olmak kolay mı? En azından evli kalmak bile yeterli”
“Beni kızdırmasınlar ben de öfkelenmeyeyim.”
Bu ve benzeri düşünce modelleri ile, aslında bizi yok etmeye devam ettiği halde eski hayatlarımıza, eski davranış modellerimize kendimizi hapsediyoruz.

AMAÇ YAŞAYIP GİTMEK DEĞİL HAK KETTİĞİN GİBİ EN İYİ YAŞAMA ULAŞMAK.
Söylediğim gibi formül kolay ama karşı güçler çok kuvvetli olduğu için zorlaşıyor her şey. Karşı güçler neler mi?
Atalet, güven alanı bağımlılığı, korkular, toplumun sesi, başkaları ne der saçmalığı, güvensizlik, ben zaten yapamam zırvaları….. liste uzayıp gidiyor.

Ben de diyorum ki
İSTİYORSAN DEĞİŞİRSİN
İÇİNDEKİ GÜCÜNLE HER ŞEYİ BAŞARABİLİRSİN.
KENDİNE KARŞI DÜRÜST OL.
NİYET ET, KARARLI OL, SABIRLI OL, KENDİNE İNAN.
HER ŞEYİN EN İYİSİNİ HAKKETTİĞİNİ UNUTMA….

Kaynak: Erkan Sarı yıldız
 
Güzel Sözler:
NİYET ET, KARARLI OL, SABIRLI OL, KENDİNE İNAN.
İlgili resimHER ŞEYİN EN İYİSİNİ HAKKETTİĞİNİ UNUTMA….


Erkan Sarıyıldız, Türk yazar, doktor İlköğretim ve liseyi memleketi Adana'da tamamlayan Sarıyıldız, eğitim hayatına İstanbul'da tıp fakültesi uzmanlığını tamamladı. Yazmaya Nietzsche'nin görüşlerini tanımasıyla başladı.

Doğum: 17 Nisan 1970 (46 yaşında), Adana
Kitaplar: Kendime Doğuşumun Güncesi: Fazla Kişisel Bir Serüven, Simurgun Gözyaslari

İbrahim Birol : Mayıs 27, 2016, Antalya
İrtibat Adreslerim :
http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
e-Mail : İbrahim-bi@Hotmail.com.tr
G mail :ibrahimbirol4@gmail.com
Twitter: @ibrahimbi2


 





 



SIRA DIŞI  İNSANLAR (2)



insan resmi ile ilgili görsel sonucu








Değerli Dostlarım,

Dün "Sıra Dışı İnsanlar (1) "  olarak paylaştığım yazımın, sayfa büyüklüğü nedeniyle bir kısmını bugüne aktarmak zorunda kalmıştım. 

Bu arada sizlerle dünkü    paylaştığım yazımız siz "Değerli Dostlar" ım tarafından çok büyük bir ilgi odağı oldu, herkese çok teşekkürler.

Umarım her iki yazının sonunda aklınızda  kalan bilgiler ve öğütler sizlere ve tüm insanlara gelecekte  faydalı bir ilham kaynağı olur.

"Daima olmak istediğiniz kişi olmak için hiçbir zaman geç değildir. Yaşamınız bir sanat eseri olsun. Ve sizi takip edenlerin kalbinde yerini alacak bir miras bırakın."  Robin Sharma.
 
En iyi dileklerimle. Esen kalın.



Robin Sharma dan sözler ve öğütler (2)

Bunlar da “başarı” için verdiği taktikler:
– Sabahları erken kalkın. Mesela 4’de veya 5’te. İlk yarım saati kendinize ayırın. Kahve eşliğinde sessiz bir ortamda gününüzü planlayıp kişisel hedeflerinizle karşılaştırın. Kitap okuyun, düşünün. Bu yarım saat kutsal zamandır.
– Sağlığınızı birinci öncelik yapın. Düzenli spor yapın; sağlıklı yemekler (yağsız, bol sebze, bol su ve vitamin takviyesi) yiyin. Kısaca, sağlığınızı birinci öncelik yapmak için kalp krizi geçirmeyi beklemeyin.
– Sağlıktan sonra en önemli öncelik aile. Özellikle çocuklarınızla kaliteli vakit geçirin, onları tanıyın.
– Hayattaki en önemli amacınız ne ise her gün onun için mutlaka Bir şeyler yapın.
– Her gün sonunda o günü değerlendirin. Hedeflerinizi gözden geçirin.

Zor ve pek de keyif almadığınız bir iş yapıyorsanız (mesela bir alışkanlığınızı değiştirmek, bir korkunuzu yenmek gibi) kendinize en azından 30 günlük bir süre tanıyın. Her gün %1’lik bir aşama kaydedin. Bu bir ayda %30 demek. %1 zaman içinde mutlaka galip gelir.

Hayatta hayal ettiğimiz “değişiklikleri” yapmamıza engel olan dört faktör var:
– Korku: Bilinenin bilinmeyene olan üstünlüğü. Korktuğun şey neyse, artık korkmayana kadar onun üstüne git.
– Başarısızlık: Başarısız olmak istemediğimiz için denemeye dahi kalkışmamak. Oysa en büyük başarısızlık denemeyi başaramamak.
– Unutmak: Kitaplardan veya seminerlerden öğrenip heyecan duyduğumuz konuları günlük hayatın karmaşası içinde unutma eğiliminde olmak. Öğrendiğimiz en değerli şeyleri yazarak sürekli görebileceğimiz yerlere asmak bir çözüm olabilir.
– İnanç eksikliği: Çoğu kişide kişisel gelişim konularına karşı alaycı bir tutum var. Bu belki de çocukluk yaşlarında yaşanan bazı başarısızlıklardan kaynaklanıyor olabilir. Oysa başarıya giden yol başarısızlıklardan ve risk almaktan geçiyor.
robin sharma ile ilgili görsel sonucu

Ve şimdi de sırada “mutlu olma” sırları var:
– Yeni bir araba sizi sadece birkaç hafta mutlu eder. Yeni bir ev bir kaç ay. Gerçek mutluluğun anahtarı “hizmetkarlıkta.” Diğer insanlara “yardım” etmekte. Aldıklarımızın değil, verdiklerimizin üzerine inşa edilen bir hayat gerçek mutluluğu getirir.
– Hayatı kendi değer ve kurallarınla yaşa. Kendi yarışını koş. Rüyalarına karşı saygılı ol.
– Ünvansız yaşamayı öğren. (Bu arada bir arkadaşının verdiği kartvizit onu çok etkilemiş, kartında isminin altında ünvan olarak “Human Being” [İnsanoğlu] yazıyormuş.)
– Para kazanmanın kötü bir yanı yok. Ancak para birinci önceliğe çıktığında, sen basamakların en üstüne çıksan bile içinde bir boşluk, eksiklik hissedersin. Kimse mezarda senin ne kadar zengin olduğunla ilgilenmez.

En büyük risk, risk almamaktır.
Harcanacak en kötü şey ise hayatın kendisi. Sen doğduğunda ağlarken, bizler gülüyorduk. Öyle bir hayat yaşa ki, öldüğünde sen gülerken dünya ağlasın.

İşte size Ferrari’sini Satan Bilge Robin Sharma. Açıkçası yukarıdaki tüm bu doğrulara inanarak imzamızı atıyoruz. Bir sonraki yazımızda ise işte bu “doğruları satarak” nasıl kişisel bir başarı hikayesi yaratılabileceğinden bahsedeceğiz.

 O zamana dek, kalın sağlıcakla.

Kaynak : Fikir Atölyesi, Tunç Kılıç

Günün Sözü :
Amaçlarına odaklanmaya devam et. Evren geri kalan her şeyi halledecektir. Robin Sharma

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Mayıs 27,2016, Antalya








 SIRA DIŞI İNSANLAR  (1) 


sıra dışı insan resim ile ilgili görsel sonucu










Merhaba Değerli Dostlarım,
"Ferrari'sini Satan Bilge " Adlı kitabın özeti ve yazarı hakkındaki bilgileri, kısada olsa, daha önceden iki bölüm halinde sizlerle paylaşmıştım. Kitabın okunması tamamen bitmediği için sizlerle detaylı bir şekilde bir bilgi alış verişinde bulunamamıştım. Sayfamızın uzun bir yer tutması nedeniyle, bu yazımızı da sizlere, bugün ve yarın olmak üzere, iki bölüm halinde  sunmak durumunda kaldım.

“Mutluluğun sırrı basittir: Gerçekten yapmayı sevdiğiniz şeyi bulun ve sonra bütün enerjinizi onu gerçekleştirmek için harcayın.” Robin Sharma

En iyi dileklerimle. Esen kalın.


Robin Sharma dan sözler ve öğütler (1)
robin sharma ile ilgili görsel sonucu
– Tanıdığın en olumlu insan kendin ol.
– İçten ve samimi ol, her zaman (sesin titrese bile) gerçekleri söyle.
– Zamanında olman gereken yerde ol, geç kalma.
– Lütfen demeyi ve teşekkür etmeyi ihmal etme.
– Yapabileceklerinin altında söz ver, fazlasını yap.
– İnsanları onları ilk gördüğünden daha iyi bir durumda bırak.
– Arkadaş canlısı ve şefkatli ol.
– Birinci sınıf bir dinleyici ol.
– Diğer insanlara karşı tutkulu bir şekilde ilgili ol.
– Yüzünde gülümseme eksik olmasın.

Katılmamak elde değil ancak bunlar (bu sıralama ile yazıldığı haliyle) benim değil, o meşhur Ferrari’sini Satan Bilge’nin, Robin Sharma‘nın sözleri.

7 Eylül’de Borusan İstinye tesislerinde Robin Sharma’nın “Kendinizi Uyandırmak” Konferansına katıldım. D&R’ın sahiplendiği bu seminerden aklımda kalanları ve ayrıca Robin Sharma’nın bende iz bırakan bazı eski (kitapları ve röportajlarından) söylemlerini ve doğrularını şimdi sizlerle paylaşacağım.
Bir sonraki yazımda ise Robin Sharma hakkında kişisel izlenim ve düşüncelerimi yazacağım. Kendisini planlı bir strateji ile nasıl zekice konumlandırdığından, pazarladığından ve nasıl bu kadar ünlü (ve zengin) olduğundan. Kısaca, yarattığı kişisel başarı hikayesinden.
Şimdi dönelim verdiği mesajlara.

İnsanlar çalıştıkları şirketlerinde pozisyonları veya ünvanları ne olursa olsun, “liderlik davranışı” sergileyebilirler. Bunun için önerdiği dört taktik var:
1.) Kendinize ait kişisel bir felsefeniz (nasıl bir kişi olmak istediğiniz) ve net hedefleriniz olsun. Bunları yazın, haftada bir okuyun.
2.) Günün en zorlu işi, sabah yapacağınız ilk işiniz olsun.
3.) Her gün düzenli olarak en az %1’lik bir ilerleme sağlayın.
4.) Düşünmek için kendinize zaman yaratın. Sabahları bir saat erken kalkın (3 hafta sonra alışırsınız).

Kişisel felsefeniz, değerleriniz ve hedeflerinizi bulmanıza yardımcı olmak için şu soruyu ve cevabını tükenene kadar kendinize tekrar tekrar sorup, her defasında da ayrı cevaplar vermenizi istiyor:
– “Hayatındaki en önemli şey ne?”
Daha sonra aynı şeyi şu 2 soru için de yapmanız gerekiyor:
– “Hayatımda gelişmesi gereken şey ne?”
sıra dışı insan resim ile ilgili görsel sonucu– “En çok neyi yapmaktan pişmanlık duyuyorsun?”


Bu üç soruluk çalışmayı yapmanın en ideal yolu başka bir kişi ile karşılıklı birer sandalyede ve diz dize, göz göze oturarak yapmak. Karşınızdaki aynı soruyu size defalarca (siz artık farklı bir cevap bulamayıncaya kadar) soracak. Gözlerinizi karşınızdaki kişinin gözlerinden kaçırmadan bunu yapabilmek o kadar kolay değil. Deneyin, işe yarar bir çalışma.

1.000 kişi ile yapılan bir araştırmada insanların en fazla “pişmanlık” duyduğu üç şey şöyle
sıralanmış:
1.) Keşke daha fazla dinlenmek için vakit ayırabilseydim.
2.) Keşke kendimi (duygularımı, değerlerimi, …) daha iyi ifade edebilseydim.
3.) Keşke daha fazla sevgiyle dolu ilişkiler kurabilseydim.
Yukarıdaki diz dize, göz göze yöntemiyle olmasa dahi, cevaplarını sürekli gözden geçirmemiz gereken üç başka soru da:
– Ne olmak istiyorsun? (Öldükten sonra nasıl anılmak isterdin kapsamında)
– Hayattaki en büyük korkuların ne?
– Başarısız olmayacağını önceden bilme şansın olsaydı ne iş yapmak isterdin?
Kendi hedeflerinizi belirlerken olumlu referans noktaları belirlemek, daha önceden kendimizde göremediğimiz potansiyelin açığa çıkmasını sağlar. Eğer referans noktalarınızı dünya ölçeğinden seçerseniz de, umutsuz anlarınızda dahi bu referanslar size güç verecektir:
– Çocuklarımız: Koşulsuz sevgi ve sınırsız merak
– Lance Armstrong: Sebat etme ve direnme gücü– Richard Branson: Hayatın her anını dolu dolu yaşamak            
– Madonna: Kendini yeniden keşif etmek
– Peter Drucker: Hayat boyu öğrenmeyi sürdürmek
– Nelson Mandela: Cesaret ve insanlıkçı olabilmek
Liderlik sizle başlar. Yani kendinizle…
– Verdiğiniz sözleri tutun. Yaptığınız işte çok iyi olun ki, sizi umursamam azlık yapamasınlar. Fark yaratın.
– Günlük ufak da olsa büyük işler için aksiyon alın.
– Size ters gelen, kabul etmekte zorlandığınız işlerden kaçmayın, üzerine üzerine gidin. Gelişim ile beraber değişimi de içselleştirin. İnsanoğlunun en mutlu olduğu anlar büyüdüklerini, yani geliştiklerini gördükleri zamanlardır.
– Aç kalın. Başarı kadar başarısızlığı davet eden başka bir şey yoktur. Başarılı oldukça açlık seviyeniz de artsın.
– Yapabileceklerinizin altında söz verin, fazlasını yapın. O ekstra kilometreyi gitmekten kaçınmayın. Sonuçta insanlara beklediklerinden daha fazlasını verin.
(Devam edecek)

Kaynak : Fikir Atölyesi, Tunç Kılıç
 
Güzel Sözler : En Büyük Risk, Risk Almamaktır. Robin Sharma  

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Mayıs 26, 2016, Antalya







DÜNYA FANİ  İMİŞ!

çalışan insanlar resmi ile ilgili görsel sonucu 
 
 
 
 
 






 Merhaba Dostlar,

Çok çalışma ile ilgili bilgi vermek  uzmanlık alanım değil, bu konuda  bir çok otorite kendilerine ait bir çok makalelerde kendi görüşlerine  yer vermişler, bu konuda konferanslar ve  seminerler düzenlemişlerdir. Çok çalışma ile ilgili yapılması gerekenler hakkında aşağıda belirttiğim yazıda az da olsa bazı ipuçları verilmeğe çalışılmıştır.
Hikayemiz her ne kadar olağan dışı ve  abartılmış farklı bir kişinin çalışma yöntemini esprili bir dille bizlere yansıtmağa çalışmış olsa da, gerçekte çok çalışma konusunda bilmemiz gerekenler oldukça fazla.

Aşağıda uzman kişilerin konuyla ilgili görüşlerinden bir kaç örnek vermek gerekirse :

Başarılı olmak için nasıl çalışmak gerekir?
Başarılı olmak için en iyi çalışma yöntemi; sık sık ama kısa kısa çalışmaktır. Sıkıldığınız zaman ara vermek ve kafanızı dinleyince işe geri dönmek en iyi  çalışma yöntemidir. Çalışırken kısa notlar alın. Zaman zaman bu notları gözden geçirin. Dikkatiniz dağıldığı an, işi hemen bırakıp. Beyninizi ve vücudunuzu dinlendirin;

* Çok çalışmak, başarılı olmak için yeterli midir?
Çok çalışmak yetmez, bilinçli çalışmanız gerekir. Çok çalışan biri, bilinçli çalışmadığında boşu boşuna enerji harcamış olur. Daha kısa sürede, daha başarılı olmak için bazı önlemler alın. etrafınızda çok az eşya olsun ki dikkatiniz dağılmasın. Bir çalışma programı hazırlayın. Sıkılınca işe ara verin. Ancak unutmayın ki; verdiğiniz ara çalışma süresinden daha uzun ara olursa, yeniden çalışmaya başlamakta zorlanırsınız.

* Çok çalışmak, iyi çalışmak anlamına mı gelir?
*  Çalışma isteğini yitirenler, nasıl motive olabilir?
* Fazla heyecanlı olmak, başarıyı etkiler mi?

Çok çalışma ile ilgili konularda daha fazla bilgi sahibi olmak veya konu hakkında kendini geliştirmek isteyen dostlarıma tavsiyem, Türkiye nin ilk kişisel gelişim sitesi olan KİGEM. Com internet adresinden bilgi almalarıdır.

Kaynak : http:// SABAH

En iyi dileklerimle. Esen kalın.

Gelelim hikayemize:

Yoldan geçen birisi, evinin bahçesinde tuhaf hareketler yapan bir adama sorar:
 
– Niye öyle tepinip duruyorsun?
 
– Keçe tepiyorum. Sıkıştırıp pazarda satacağım. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.
 
çalışan insanlar resmi ile ilgili görsel sonucu– Başındaki çıngırak ne?
 
– Çevredeki bahçelerin ekin ve meyvelerine kuşların gelmemesi için ses çıkarıyorum. Sahipleri de bana bir miktar ücret ödüyor. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.
– Peki, sırtındaki yük nedir?
– Bu yayıktır. Yoğurttan yağ çıkarıyorum. Sonra da götürüp pazarda satacağım. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.
– O elinde döndürdüğün nedir?
– Bu bir kirmendir. Komşuların yünlerini eğiriyorum. Onlar da ücretini ödüyor. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.
– Ağzınla ne mırıldanıyorsun?
– Hatm-i tehlil okuyorum, isteyenlere hediye ediyorum. Onlar da bana çeşitli hediyeler veriyorlar. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.
– Niye öyle sağa sola bakıyorsun?
– Komşu çocuklarını takip ediyorum. Onları tehlikelerden korumak için bakıcılık yapıyorum. Komşular da bana ufak-tefek hediyeler veriyorlar. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz!..
– Peki, dünya fâni olmasaydı daha neler yapardın?
– Ona göre tedbir alırdım!..

Kaynak : Seçme Hikayeler

Günün Sözü : Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın. Mümin Sekman

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Mayıs 25, 2016 Antalya