YENİ YIL PİYANGOSU

MİLLİ PİYANGO BİLET RESİM ile ilgili görsel sonucu


Güncel


Merhaba  Gönül Dostlarım,

Evet 2017 yılının son günü, eski yıla güle güle, 2018 ' de  yeni yıla hoş geldin diyoruz. 

Gerçek Dostlar adı altında yaklaşık iki senedir  sizlerle birlikte paylaştığım Blog yazılarımın bugün 600. sayısına siz okuyucularımın görüntü ve beğenileri sayesinde ulaşmış olması, bana ayrıca bir gurur ve mutluluk veriyor. 
Bu vesile ile Gönül  Dostlarımı ve  tüm Dünya insanlarını  kucaklıyor. sonsuz Sevgi, saygı ve şükranlarımı yolluyor, Yeni Yıllarını en içten dileklerimle  kutluyorum...

Geçmiş bir yılın muhasebesini yapmak, geçmişten ders alıp, geleceğe umutla bakmak, eski yıldan bize kalan hüzün, sevinç, başarılar, başarısızlıklar, iyilik ve kötülükleri bir tarafa bırakıp 2018 yılından,Geçen yılda olduğu gibi bu Yeni Yılda' da tüm dünya insanları için arzuladığım, dilediğim şeyleri tekrarlamak istiyorum, daha ümitli,  daha Sağlıklı, daha  Mutlu ve daha Huzurlu, daha Barış dolu, savaşlarda  insanların, kadınların ve çocukların boş yere ölmediği, başta kendi ülkem olmak üzere, tüm dünya insanlarının güzellikler içinde bir yaşam sürdürmeleri en büyük dileğimdir...


Ve tabii ki huzur.. Hayatın karmaşasında kendinizi unutmayın. Hayat kötü yaşamak için çok kısa. 
Bu yılda size iyi gelen şeyleri yapın. Kendinizi geliştirin. Ailenizi unutmayın. Sevin, kaybetmekten korkmayın. Mutlu olun.

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki,
Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...

Yeni Yıl Piyangosu

Yaşıyorsanız...
Seviliyorsanız...
Sevdikleriniz de sağsa...
Size yakınlarsa; onları sık görüyor, konuşuyor, koklaşıyorsanız...
Çaresiz hastalığınız bulunmuyorsa...
Aranızda kavga gürültü yoksa...
Canınızı çekeni yiyebiliyorsanız; karnınız toksa...
İki kadehle yaren sohbetiniz varsa...
Kahveye çağıran dostunuz bulunuyor,
Ödenmeyecek borcunuz bulunmuyorsa...
Eviniz çatılıysa..
Aracınız bozulmuyorsa...
Kapıdaki bisikletinize binebiliyor...
Atlayıp, uzaklara gidebiliyor, dağarcığınıza yeni yer, yeni kültür katabiliyorsanız...
Okuduğunuz kitaba girebiliyor, ondan alabiliyorsanız...
Müzik ruhunuzu besleyebiliyorsa...
Kırları gördüğünüzde, dağlara baktığınızda, ufka daldığınızda, martı çığlığı duyduğunuzda, köpek başı okşadığınızda, çam kokusu aldığınızda çiçeklere dokunduğunuzda içinizde çiçekler açıyorsa,
Her aklınıza geldiğinde bunları yapıyor, YAPABİLİYORSANIZ...
Siz ' PİYANGO' YU tutturmuşsunuz demektir.
YENİ YILDAN BAŞKA BİR ŞEY İSTEMEYİN! 
Yeter ki EKSİLMEYİN!
 bırakın Milli Piyango da başkasına çıksın!

Alıntı




İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
31 Aralık 2017, Antalya






 BENİM İÇİN NOEL
noel resim ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

 

 

 

 



Merhaba Gönül Dostlarım,

" Bülbülü Öldürmek " başlıklı dünkü yazımızın bir devamı niteliğindeki bu bölümde ,  Kitap ve  yazarı hakkında bilgi vermek ve aynı zamanda Kitabın öyküsünü sizlerle paylaşmak istiyorum. İçeriği çok uzun olması nedeniyle ön bilgi bölümümüzü kısa tutmak zorunda kaldım.

 Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki,
Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...

Bülbülü Öldürmek nasıl yazıldı, işte öyküsü!

harper lee resim ile ilgili görsel sonucuAmerikan edebiyatını derinden sarsan ve bugüne dek 60 milyon kopyadan fazla satan Bülbülü Öldürmek ve geçtiğimiz günlerde yayınlanan Tespih Ağacının Gölgesinde nasıl yazılabildi? Harper  Lee Türkçede ilk kez yayımlanan öyküsü: “Benim İçin Noel de anlatıyor:

Christmas Tree CottageBenim İçin Noel

Birkaç yıl önce, New York’ta yaşayıp bir havayolu firmasında çalışırken, Noellerde Alabama’ya gidemiyordum; hatta bırakın Alabama’ya gitmeyi, günlük izin bile alamıyordum. Evinden uzak bir Güneyli için New York’ta Noel geçirmek hüzünlü olabiliyor; ama bu hüzün evden uzak, tuhaf bir yerde olmaktan değil, tam tersine sahnenin çok aşina olmasından kaynaklanıyordu: Noel alışverişindeki New Yorklular da ağırkanlı Alabamalılarla aynı kararlılıkla hareket ediyorlardı; Salvation Army bandoları ve Noel şarkıları zaten dünyanın her yerinde aynıydı; yılın o zamanında New York sokaklarını ıslatıp pırıl pırıl parlatanla kışın Alabamalı çiftçilerin tarlalarına yağan aynı yumuşak yağmurdu.
Evden uzak olduğum için Noel’i özlediğimi sanıyordum. Oysa özlediğim bir hatıraydı, göçeli yıllar olmuş yaşlıların hatırası, büyükbabamların kuzenlerimle, saparnayla ve ökseotuyla dolup taşan evlerinin hatırasıydı. Av çizmelerinin seslerini, birden açılan kapıdan içeri dolan çam iğnelerini ve istiridye sosu kokusunu bıçak gibi kesen buz gibi rüzgârı özlüyordum. Ağabeyimin Noel gecesi öncesi takındığı o dürüstlük maskesini ve babamın “Neşe Dolsun Dünya” şarkısını mırıldanan bariton sesini özlüyordum.
New York’tayken genellikle günümü ya da günden geriye ne kalmışsa artık, Manhattan’daki en yakın arkadaşlarımla geçiriyordum. Halleri vakitleri yerinde olan genç bir çifttiler. Bu durum dönem dönem değişebiliyordu, çünkü ailenin reisi yaşamını yazarlık gibi istikrarsız bir işten kazanıyordu. Çok zeki ve enerjikti; tek kusuru sözcük oyunlarından fazla hoşlanmasıydı.
I'll Be Home For ChristmasHem bir yazarda, hem de birilerine bakmakla yükümlü insanlarda pek rastlanmayacak değişik bir yönü vardı; korkusuz bir iyimserliğe sahipti – şu bir şeyi dilersen olur tarzında değil de ulaşılabilecek bir hedef belirleyip o yolda riskleri göze alabilen tarzda. Cüretkârlığı bazen arkadaşlarının dudağını uçuklatıyordu – o koşullarda yaşayan başka kim Manhattan’da bir ev almaya kalkardı ki? Parlak önderliği sayesinde bu da başarılmıştı: Gençlerin çoğu böyle şeyleri sadece hayal etmekle yetinirken o ailesi için hayal ettiklerini gerçekleştirmiş ve insanoğlunun ayak bastığı toprağın sahibi olma yönündeki o ilkel dürtüsünü tatmin etmişti. New York’a Güney Batı’dan gelmiş ve tüm Güney Batılılar gibi Doğu’daki en güzel kızı bulup evlenmişti.
Bu peri misali muhteşem kadın, iki güçlü kuvvetli oğlan doğurmuş; o oğlanlar da büyüdükçe en sert elin annelerininki olduğunu öğrenmişlerdi. Bu koca yürekli kadın mutfakta uzun saatler geçirir, ailesi ve arkadaşları için muhteşem lezzet harikaları yaratırdı.
Bu güzel çift maddi manevi çok sağlıklı oldukları gibi son derece faal yaşamlarında da pek mutluydular. Beni onlara çeken ortak ilgi alanlarımızın yanı sıra sevgiydi: Aramızda sürekli okuyacak bir şeyler geçerdi elden ele; aynı filmlerden, oyunlardan ve müziklerden hoşlanıyorduk; aynı şeylere gülüyorduk… sahi ne çok gülüyorduk o günlerde.
noel baba resmi ile ilgili görsel sonucuBeraber geçirdiğimiz Noel’ler basitti. Hediyelerimiz için bir dolarlık üst sınır belirlemiş ve işi bir yarışmaya çevirmiştik. En çılgın hediyeyi en ucuza kim alacaktı? Noel’in esas keyfini çıkaranlar çocuklardı, ki bence de öyle olmalıydı. Çocuklar için düzenlenen bir gün olmasının dışında Noel’in anlamı üzerine düşünmeyi bırakalı uzun yıllar olmuştu. Bana göre Noel sadece eski aşkların ve boş odaların hatırasıydı; her yıl tuhaf bir sızıyla yeniden uyanan o geçmişle birlikte hatıralarımı da içime gömmüştüm.
Bir Noel vardı ki, hepsinden farklıydı. Şanslıydım. Bütün gün izinliydim ve Noel Arifesini de onlarla geçirmiştim. Sabah küçük bir elin yüzümü mıncıklamasıyla uyandım. Elin sahibinden tek duyabildiğim “kalk” oldu. Aşağı indiğimde Noel Baba’nın getirdiği cep roketlerini ve uzay ekipmanlarını gören küçük oğlanların yüz ifadelerine şahit oldum. Başta oyuncaklara çekine çekine dokundular. Kontrolleri bittiğindeyse her şeyi salonun ortasına taşıdılar.
Çocuklar hediyelerin devamı da olduğunu keşfedene kadar şamata koptu. Babaları hediyeleri dağıtmaya başladığında, kurnazlıkla bulduğum ucuz hediyelerin nasıl karşılanacağını düşündükçe kendi kendime sırıtıyordum. Baba için 35 sente bir Sydney Smith portresi almıştım; anne içinse usanmadan arayışlarımın meyvesi olarak Margot Asquith’in Bütün Eserleri’ni bulmayı başarmıştım. Çocuklar hangi paketi açacaklarına karar verememenin sancılarını çekerken ben de bekliyordum; annelerinin koltuğunun yanında ufak bir hediye yığını olduğunu fark etmiştim, ama henüz bir tane bile almamıştım. Göstermemeye çalışsam da zaman geçtikçe hayal kırıklığım artıyordu.
Uzun bir bekleyiş oldu. Sonunda anneleri, “Seni unutmadık. Ağacın üstüne bak,” dedi.
Ağacın üstünde adıma bir zarf vardı. Açtım ve içindeki notu okudum: “İstediğini yazabilmen için işinden bir yıllık izin. Mutlu Noeller.”
“Ne demek bu?” diye sordum.
“Ne yazıyorsa o,” dediler.
Bunun bir şaka olmadığına beni temin ettiler. Bu yıl iyi kazanmışlardı. Kenara bir şeyler koyabilmişlerdi ve artık benim için bir şey yapmaları gerektiğini düşünüyorlardı.
“Benim için bir şey yapmak derken, ne demek istiyorsunuz?”
Aslını söylemek gerekirse –madem sormuştum– benim gerçekten yetenekli olduğumu düşünüyorlardı ve…
“Buna nasıl karar verdiniz?”
Dediklerine göre beni tanıyan herkes için bu barizdi, yeter ki durup bakmaya zahmet etsinler. Bana olan inançlarını en güzel şekilde göstermek istiyorlardı. Bir kitap bile satıp satamamam önemli değildi. Zanaatımı öğrenmem için, düzenli bir işin kaygılarından uzak, eksiksiz ve adil bir hayat ihtimali sunmak, bir şans tanımak istiyorlardı bana. Hediyelerini kabul eder miydim? Hiçbir şartı, koşulu yoktu. “Lütfen, sana sevgimizi göstermemize izin ver…”
Boğazım düğümlenmişti. Nihayet konuşabildiğimde, delirdiniz mi, diye sordum. Bu işin bir yere varacağını nasıl düşünmüşlerdi? Öyle savuracak paraları yoktu. Bir yıl uzun bir zamandı. Ya çocuklar kötü bir hastalık geçirirlerse? İtirazlarım peş peşe yığıldıkça her biri reddediliyordu. “Hepimiz genciz,” dediler. “Ne olursa olsun baş edebiliriz. Bir felaket durumunda her zaman bir iş bulabilirsin. Tamam, istersen borç gibi düşün. Sadece kabul etmeni istiyoruz. Sadece bırak sana inanalım. Kabul etmek zorundasın.”
“Bu müthiş bir kumar,” diye söylendim. “Çok büyük bir risk.”
Arkadaşım gözlerini salonda gezdirdi, parlak Noel ambalaj kâğıtlarının altında yarı gömülü oğullarına baktı. Gözleri, karısınınkilerle kesişince parladı ve güven dolu bir bakış paylaştılar. Daha sonra bana döndü ve sakin bir şekilde; “Hayır, tatlım. Risk yok. Biz eminiz,” dedi.
Noel Günü New York’ta pek beklenmeyecek şekilde kar yağıyordu. Yaşadığım mucizeden sarsılmış halde pencereye gittim. Sokağın karşısında Noel ağaçlarının yumuşak siluetleri seçiliyor; çocukların gölgeleri şöminenin ışığıyla birlikte yanımdaki duvarda dans ediyordu. Yeni bir hayat şansı, tam ve adil. Cömertlikle değil sevgiyle verilmiş. Dudaklarından dökülen sana olan inancımız sözü. Yüzlerini kara çıkarmamak için elimden geleni yapacaktım. Aşağıdaki kaldırıma hâlâ kar yağıyordu. Kahverengi çatılar yavaş yavaş beyaza büründüler. Uzak gökdelenlerin ışıkları bir yolun ıssız sonundaki sarı işaretler halinde parlıyordu ve ben pencerede durmuş ışıklara ve kara bakarken eski bir hatıranın sızısının ebediyen geçtiğini hissettim.
Not: Harper Lee daha sonra Tespih Ağacının Gölgesinde’yi ve Bülbülü Öldürmek’i yazacaktı. Bu öykü ilk kez McCall’s dergisinin Aralık 1961 sayısında ChristmasTo Me adıyla yayımlanmıştır. Çeviri: Barış Cezar
edebiyathaber.net (22 Aralık 2015)
Günün Sözü :
inanmak ile ilgili sözler ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
29 Aralık 2017, Antalya

BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK

bülbülü öldürmek resim ile ilgili görsel sonucu
  Yabancı  Romanlar
                                  


Yılbaşı ile ilgili yazılarımı noktaladıktan sonra, bugün sizlere  Harper Lee' nin yazdığı  Romanı ve daha sonra filmi yapılan, dünyada 40 dile çevrilen ,Amerika' da  okullarda ders kitabı olarak okutulan bu kitabı tanıtmaya  çalışacağım.
Kitabı okuyan veya filmini izleyen Gönül Dostlarımı Romanı bir kez daha okumaya veya filmini izlemeye davet ediyorum.  Dünyadaki  haksızlıkların ve Adaletsizliğin günümüz şartlarındaki boyutlarının  nereden nereye geldiğini hep beraber irdeleyelim.
 1960 yılında yayımlandığından bu yana bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek Amerika'nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın, Scout Finch'in gözünden anlatıyor. Harper Lee, kullandığı yalın ama çarpıcı dil aracılığıyla adalet, özgürlük, eşitlik ve ...

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki,
Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...

BÜLBÜLÜ  ÖLDÜRMEK

            
harper-lee                                   

Ön KapakBülbülü Öldürmek, Harper Lee'nin 1960'da yayınlanan Pulitzer ödüllü romanı. Yayınlandığı dönemde büyük bir başarı kazanarak, modern Amerikan Edebiyatı'nın klasikleri arasına girdi. Vikipedi

İlk Yayınlanma Tarihi: 11 Temmuz 1960
Yazar: Harper Lee

Sayfa sayısı: 281 Sonraki kitap: Tespih Ağacının Gölgesinde                                                           
Karakterler: Atticus Finch, Boo Radley, Jem Finch, Bob Ewell
Sel Yayıncılık

     Harper Lee



1960 yılında yayımlandığından bu yana bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek, Amerika’nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın, Scout Finch’in gözünden anlatıyor.
Harper Lee, kullandığı yalın ama çarpıcı dil aracılığıyla adalet, özgürlük, eşitlik ve ayrımcılık gibi hâlâ güncel temaları, Scout’ın büyüyüş öyküsüyle birlikte dokuyarak, iyilik ve kötülüğü hem bireysel hem de toplumsal düzeyde mercek altına alıyor. Bir “zenci”nin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar; önyargılar, riyakârlık, sınıf ve ırk çatışmalarıyla beslenen küçük Amerikan kasabasının sınırlarını aşıp, insanlar arası ilişkide adaletin ve dürüstlüğün önemini anlatan evrensel bir hikâyeye dönüşüyor. Etkileyici gerçekliği ile ürperten, “insani” vurgusuyla sarıp sarmalayan, çağdaş dünya edebiyatının en önemli örneklerinden biri olan bu klasik roman, Ülker İnce çevirisiyle tekrar Türkçede.

“İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.”

   Alıntı : Kitapyurdu.com

https://youtu.be/BAB9vFpCzVk                                        https://youtu.be/FN7dbfT7Wiw
                  

bülbülü öldürmek video ile ilgili video
          Günün Sözü :
" Bir insanı gerçekten anlamanın tek yolu, dünyayı onun gözleriyle görmektir."      

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
28 Aralık 2017, Antalya                                               



BU YIL DEĞİŞMEYELİM

En güzel 2018 Yılbaşı mesajları ve sözleri! - Resimli Yılbaşı mesajları ve yeni yıl sözleri bu sayfada


Yılbaşı

Merhaba Gönül Dostlarım,

Aralık ayının son günlerine gelinmesi ile birlikte yeni yıl için geri sayım başladı.

Yeni yıl ile ilgili yazılarımın sonuncusu olan bu  bölümde, kişisel gelişimimize ve motivasyonumuza yardımcı olabileceğini umduğum ve  yeni yılda kendimiz ile ilgili yapmamız gereken  önemli kişisel değişiklikleri  anlatan farklı bir konuyu sayfamıza taşıdım.
Kişisel Gelişim Uzmanı Jülide Çelikkol Suner hanım efendinin aşağıdaki yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.


En güzel 2018 Yılbaşı mesajları ve sözleri! - Resimli Yılbaşı mesajları ve yeni yıl sözleri bu sayfadaBeni bugüne kadar sabırla ve ilgi ile yakından takip eden  ' Gerçek Dostlar" Ailesinin Yeni Yıllarını en iyi dileklerimle Kutlar, yeni yılın tüm Gönül Dostlarıma Sağlık, Mutluluk ve Huzur, Barış getirmesi temennisiyle, 


Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...




BU YIL DEĞİŞMEYELİM


Bu bir Yeni Yıl yazısı.  Geç kaldın diyeceksiniz, ama bence tam da zamanı. Yılbaşı’ ndan önce gelen yazılar okundu, beğenildi ama geçen yılda kaldı. Tekrar okunmak için posta kutusunda saklansa bile taa gerilere düştü. Yılbaşı’ ndan hemen sonra gelen yazılar ise Yılbaşı Gecesi sonrasının karmaşıklığına karıştı. İşte bugün tam zamanı, hem yeni yazılar için, hem de Yeni Yıl’da yapmak istediklerinize karar verip başlamak için.
Bir önemli mesajım da beyler için. Başlıktaki ” güzellik” kelimesine bakıp, bunun hanımlara özgü bir güzellik, bakım yazısı olduğunu sanmayın. Bu yazı kişisel keşif, kendini iyi hissetme ve kişisel motivasyon üzerine yazılmaktadır.
All Aboard For ChristmasHemen hemen bütün Yeni Yıl yazıları “değişim”‘den bahseder. Yeni Yıl ile birlikte yeni bir başlangıç yapmaktan, her bakımdan yepyeni bir SİZ yaratmanın adımları ince ince tarif edilir. Zayıflama yöntemleri, yaşlanmayı önlemek, daha güzel ve daha yakışıklı görünmek, imajı yenilemek veya sağlamlaştırmak, v.b. Liste uzayıp gider. Tüm anlatılanlar bize çok zevkli, çok heyecanlı gelir, hemen işe başlamak isteriz. Ama çoğu zaman, ya başlamak için sürekli ” yarın”ı bekleriz, ya da başlayıp kısa sürede pes ederiz. Çünkü, “değişim” zordur, bünyenin kabullenmesi zaman alır. Zaten,Sayın Yılmaz Özdil de geçen hafta yazısında Yılbaşı’ nın değişim için doğru zamanlama olmadığını bize anlatmıyor muydu?

Peki, neden bize hep değişmekten bahsediyorlar ? Kendimi hiç mi beğenmiyorum ? O kadar kötü isek, kendimizle birlikte bu kadar yıl nasıl birlikte yaşıyoruz ? Ya da kendimizden o kadar çok mu sıkıldık ki değişmek zorundayız ? Bütün bu değişme ve yenilenme çabaları hepimizin üzerinde stres yaratmıyor mu ? Herkes benzer bir görüntü, davranış, alışkanlık peşinde koşmuyor mu ? Sizin zaten olumlu ve güzel taraflarınız yok mu?
Christmas Snowball FightEvet, belki biraz şişman olabilirsiniz ama belki de çok esprili ve çok neşeli bir insansınız. Özgürce, hesapsız yemek yiyebilmenin ( tabii sağlığı elden bırakmadan ) de keyfi başka olur. Belki biraz somurtkan ve içe kapanıksınız ama aynı zamanda çalışkan ve programlı birisiniz. Belki biraz fazla duygusal ve hassas bir yapınız var ama aynı zamanda çok iyi bir şairsiniz. Belki son modayı en yakından takip etmiyorsunuz ama tüketim yerine güzel bir birikim yapıyorsunuz.
Değişmeyin, bu sene önceliğinizi kendi güzelliklerinizi ve güzel özelliklerinizi keşfetmeye ayırın. Kendi kalbinize, beyninize, aklınıza, mantığınıza, duygularınıza, çocukluğunuza ve gençliğinize uzun bir yolculuk yaparak, sizi siz yapan, bugüne kadar taşıyan ve geçmişteki birçok başarınıza kaynak olan özelliklerinizi, güzel yönlerinizi ve davranışlarınızı keşfedin. Sizi mutlu eden, yapmaktan hoşlandığınız ( kötü ve sağlıksız alışkanlıkları ayıklayabilirsiniz ), keyif aldığınız, motive olduğunuz alışkanlıkları veya aktivitelerinizi hatırlayın. Geçmişte yaşadığınız mutlu, başarılı, keyifli anları, güzel olayları hatırlayın. Ve bütün bu güzel yaşanmışlıklara zemin hazırlayan gücü, iç kaynağı, isteği, hırsı, duyguyu, davranışı, alışkanlığı ve o güzel anlardaki hislerinizi anımsayın.

Zaman zaman albümünüze bakıp geçmiş günlerdeki sizi hatırlayın. Ne kadar, genç, güzel, yakışıklı, havalı olduğunuza değil, arkadaşlıklarınıza, arkadaşlarınızla paylaştıklarınıza, gezip gördüğünüz yerlere ve önemli günlerinize doğru zamanda bir yolculuk yapın. Ve o anlardaki duygularınızı, coşkularınızı, mutluluğunuzu, heyecanınızı ve geleceğe dair istek ve hedeflerinizi hatırlayın. Lütfen ” Ahh, nerede o eski günler !” demeyin. Aksine, öyle güzel anları ve günleri yaşayabilmiş olduğunuz için mutlu olun.

Christmas On Main Street

Geçmişte yapmaktan çok hoşlandığınız bir şeyleri arada sırada yeniden yapın. Ama, 3-5 yıl önceki geçmiş değil, 10-15-20 yıl önceki geçmiş. Sizi o ilk gençliğinize taşıyacak, gençlik enerjinizi tekrar hissetmenizi sağlayacak bir şeyler. O yıllardaki kadar geleceğe umutla, istekle, heyecanla, azimle, korkusuzca bakmanızı sağlayacak bir şeyler yapın. Belki eski arkadaşlarınızla buluşup eski güzel günlerden bahsetmek, eskisi gibi eve saat, vakit hesabı yapmadan dönmek, mahalle veya apartman arkadaşları ile eski mahallede buluşmak, diskoda ( artık club ) dans etmek ve aklınıza gelebilecek daha pek çok şey.
Nasıl, düşüncesi bile kendinizi daha iyi hissetmenizi sağladı mı? Yüzünüzü sıcak bir gülümseme, içinizi güzel bir heyecan ve güven duygusu kapladı mı ? Kendinizi o günlerdeki gibi geleceğe dair umutla dolu hissettiniz mi ? Kendinizi daha çok sevmeye başlayıp daha mutlu hissediyor musunuz ? Geleceğe dair enerjinizin depolandığını fark ediyor musunuz?
İşte başlangıç noktanız burası. Bu andan itibaren, size empoze edilen değil, kendi yapmak istediğiniz pek çok şeyi hayata geçirebilirsiniz.
Mutlu ve güzel bir yıl dilerim
Yazar: Uzm. Julide Çelikkol Suner, doktoramcam.com

Resimler :1958 Amerika doğumlu ressam Thomas Kinkade’nin olağanüstü yağlıboya tabloları sihirli, masalsı bir mutluluk hissi yayıyor adeta. Thomas Kinkade 6 Nisan 2012 tarihinde 54 yaşında San Francisco’ daki evinde öldü. ABD’de Işığın Ressamı olarak anılıyordu. 
Bu yazıdaki resimler onun anısına ithafen yayınlanmıştır...


Günün Sözü :

gelecek ile ilgili sözler ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
27 Aralık 2017, Antalya



YENİ YIL YENİ UMUTLAR…



Das Gästebuch von Elkchen aus Lutherstadt Wittenberg, Deutschland auf Brieffreunde.de


Merhaba Gönül Dostlarım,

Tüm okurlara umutlu, barışın ve adaletin egemen olduğu ve vicdanlarımızın rahatsız edilmeyeceği bir yıl dileyerek başlamak istiyorum yazıma. Dilerim pazar sabahı hepimiz hoş kutlamaların ardından tatlı bir yorgunluk ve rehavetle kahvaltımızı yapıyor oluruz.
Her senenin sonunda bir çoğumuzun yaptığı gibi uzun yıllardır benim de yaptığım sene sonu muhasebem olur. Ekonomik muhasebe değildir bu; neler kattım hayatıma, neler yaşadım, yeni neler keşfettim, neler öğrendim, kaç kitap okudum, kaç eser seyredebildim, nereleri gördüm, kimleri tanıdım, kimleri kaybettim. Ne kadar büyüdüm, sağlıklı mıyım, başarılı mıyım, yaşamak istediğim hayat bu mu... uzar gider liste.

Alıntı : Aytun Aktan

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...


YENİ YIL YENİ UMUTLAR…

Wallpaper iPhone


Hayatımızın rutin akışı içinde zaman zaman duraklara ihtiyaç hissederiz. Belki bir an için de olsa durup dinlenmek; yaşantımıza farklı bir yön verebilmek, zamansızlık nedeni ile sürekli ertelediklerimizi bir an önce hayata geçirebilmek adına. Belki de içimizde durgunlaşan yaşam pınarını daha aktif ve coşkulu hale getirebilmek için. Ama neden her ne olursa olsun bu duraklar gerçekten de önemlidir. Tabii durmasını, ama hemen ardından yeni coşkularla ve kocaman gülüşlerle başlamasını bildikten sonra.


İşte bunun için önümüzde güzel bir durak var: YENİ YIL. 

Yaşadığımız tüm güzellikleri içimize sindirip, olumsuzlukları bir nefeste unutabileceğimiz ve yepyeni umutlarla merhaba diyebileceğimiz güzel bir yıl. Bu yeni yılla beraber yaşımıza bir çentik daha attığımızı, ama o nispette tecrübelerimizi katmerleştirdiğimizi düşünerek kollarımızı kocaman açalım. Yeni umutlara, yeni heyecanlara, yepyeni güzelliklere merhaba demek için; daha çok sevmek ve sevilmek, daha çok umutlanmak için… 

Hayatı doya doya yaşayan ve tecrübelerini yalın üslubu ile yazılarına da yansıtan Füsun Önal'ın bir yazısında dediği gibi ”Bugün başımıza gelenler dün düşündüklerimiz, yarın başımıza geleceklerse bugün düşünmekte olduklarımızdır.” O halde olumsuz her ne varsa bir yana bırakıp; olumlu düşünerek, hayatımıza hep güzellikleri çağırarak yüzümüzdeki kocaman tebessümle yeni yılı karşılayalım gönülden, tüm coşkumuzla.

Bu yeni yıl; bizim en yakın durağımız olsun hedeflerimize başlamamız adına. Kendimizle, geleceğimizle, sağlığımızla ve sevdiklerimizle ilgili olarak en çok yapmak istediklerimizi düşünce süzgecimizden geçirip uygulamaya koyalım birer birer. Yılmadan, bıkmadan, azimle ve sebatla. Her ulaşılan hedef bizler için diğer hedeflerimize ulaşmamızda itici bir motivasyon etkisi yapacaktır hiç kuşkusuz. Önemli olan belki de ilkine başlayabilmektir, ne dersiniz?

Bu yıl bazılarımız için sigarayı bırakacağımız, bazılarımız için diyete gerçekten başlayacağımız, bazılarımız için yeni iş imkanları yaratacağımız, bazılarımız için idealimizdeki eve kavuşacağımız, bazılarımız için hayalimizdeki aşkımızla bir araya geleceğimiz, bazılarımız için rüyalarımızdaki tatili yaşayacağımız, bazılarımız için anne-baba olacağımız, ama hepimiz için çok sevip, çok sevileceğimiz bir yıl olsun.

Yeni yılla birlikte herkesin düşleri gerçek olsun. Barışın, sağlık ve huzurun, sevginin egemen olduğu bir dünyada NİCE GÜZEL YILLARA…

Sevgiyle kalın…

Alıntı : Belgin ERYAVUZ, 18/12/2003




2:14











İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
25 Aralık 2017, Antalya




TEVFİK FİKRET  ve  AŞİYAN HİKAYESİ


asiyan


Merhaba Gönül Dostlarım,

İstanbul' da halen  yaşamakta olan veya bu güzel şehri gezmek ve görmek için giden Gönül Dostlarım, Aşiyan' ı hiç ziyaret edebilmişler midir? Görmek için gidenlerin aklında nasıl bir izlenim bırakmıştır acaba ?, ben kendi adıma konuşuyorum, tek kelime ile harika. Hele Tevfik Fikret' in evini ve o muhteşem İstanbul manzarasına hayran kalmamak mümkün değil.
Çalışma odasından bakıldığında bir tarafta Anadolu Hisarı diğer tarafta Rumeli Hisarı,  ortasında  Boğazın muhteşem  manzarası, Tevfik Fikret  o ünlü ' Sis ' şiirini mutlaka o oda yazmış olmalı.
Ben Tevfik Fikret'in çalışma odasını gördükten sonra, sizlere aklımdan geçenleri aktarayım.
Her şeyden evvel insan ister istemez o odada şiir veya herhangi bir yazı yazmaya  başlar zaten, Şair veya Yazar olmamak mümkünmü?, diye düşünüyorum.
Burayı tüm Gönül Dostlarımın ziyaret etmelerini önemle  tavsiye ediyorum.

Aşiyan” kelimesinin sözlükteki anlamları ise şöyle:
aşiyan
isim (a:şiya:n) Farsça
1. Kuş yuvası
2. Ev, oturulan yer, mesken


AŞİYAN’IN HİKAYESİ
Amatör bir mimar olan Tevfik Fikret hayalini kurduğu Aşiyan’ ın projesini kendisi çizmişti. Aksaray’daki evini satıp Aşiyan için anlaştığı müteahhit ise parayı alıp kaçtı. Köşk borçla bitirildi. Tevfik Fikret inşaat sırasında işçilerle birlikte çalıştı. 1906’da köşkün yapımı bitti. Tevfik Fikret, Boğaziçi’ne bakan büyük pencerelerle ve binayı saran geniş bir balkonla donattığı Aşiyan’ ı çok seviyordu. Ama özenle inşa ettiği köşkte hem ülkenin haline kahrolduğundan hem de evlat hasretinden hastalandı. Tevfik Fikret Aşiyan’ da sadece 9 yıl yaşayabildi. Köşkün adı olan Aşiyan zamanla semtin adı oldu.
Tevfik Fikret, 1867’de İstanbul’da doğdu. Daha 12 yaşındayken annesi Refia Hanım ile büyük dayısı Hasan Nuri Bey hac dönüşü koleraya yakalanıp öldü. Dürüstlüğüyle tanınan babası Hüseyin Bey ise bir ihbar sonucu II. Abdülhamit döneminde sürgüne gönderildi ve ailesinden uzaklarda öldü. Tevfik Fikret’in kız kardeşi Sıdıka Hanım ise kaba saba bir adam olan eşinin baskısı altında üzüntüden vefat etti. Tevfik Fikret halası tarafından büyütüldü...

Alıntı : turkedebiyatı.org

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...
Türk Şiirinin Mabedi Aşiyan Müzesi
🤔Beşiktaş Bebek’teki aşiyan yokuşunda bulunan Farsça “Kuş Yuvası” anlamına gelen “Aşiyan” Türk Şairi Tevfik Fikret’in kendi elleriyle planını çizdiği eve verdiği isimdir.
Görüntünün olası içeriği: ev ve açık hava1906 ile 1915 yılları arasında yaşadığı bu 3 katlı ve bahçe içerisindeki ev Tevfik Fikret için hayatındaki en önemli şeylerden birisidir.
Lütfi Kırdan İstanbul’un valisi ve belediye başkan iken 1940 yılında Tevfik Fikret’in eşi Nazmiye hamım’ dan bu güzel evi alıp Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak 1945 yılında ziyarete açmıştır.
1961 yılında Tevfik Fikret’in Eyüp’te bulunan mezarı çok sevdiği evi Aşiyan’ ın bahçesine taşınmış ve bu tarihten itibaren Aşiyan Müzesi olarak anılmaya başlamıştır.
Tevfik Fikret mezarı
Ev 3 katlı olup giriş katta; idari işler olarak kullanılan bölüm yer almaktadır.
Görüntünün olası içeriği: bitki, çiçek, ağaç ve açık hava
Aşiyan evinin birinci katında; Edebiyat-ı Cedideciler` in fotoğraf, kitap ve özel eşyalarının bulunduğu Edebiyat-ı Cedide Odası, kadın şairlerimizden Nigar Hanım`a ait kitaplar, fotoğraf, resimler, şahsi arşiv ve eşyalarının sergilendiği Şair Nigar Hanım Odası bulunmaktadır. Aynı katta Can Dündar’ın “Lüsyen” adlı eserine konu olan ünlü şair Abdülhak Hamit`e ait kişisel eşyalar, tablolar, fotoğraflar, çalışma masası ve koltukların bulunduğu Abdülhak Hamit Salonu da bulunmaktadır.
Abdülhak Hamit Şair-i Azam olarak unvan almış ve bir çok nişan ve ödül ile şereflendirilmiş bir şairdi. Şair’ in son eşi Lüsyen hanımefendi tarafından bağışlanan eşyaları müzenin en büyük salonlarından birinde sergilenmekte olup şairin Halife Abdülmecid tarafından resmedilen yağlı boya portresi de sergilenmektedir.
Aşiyan Müzesinin ikinci katı şair Tevfik Fikret’e ayrılmış olup, Tevfik Fikret’in kaldığı odası, öldüğü yatağı, özel eşyaları, Mihri hanım tarafından şairin yüzünden alınan maskın örneği bulunmaktadır. Aynı katta Şehzade Abdülmecit Efendinin Tevfik Fikret’in sis şiirinden esinlenerek yaptığı tablosu “Sis”, şairin çalışma odası ve kendi yaptığı tabloları da bulunmaktadır.
Galatasaray Spor Kulübü kurucularından olan Tevfik Fikret’in evi olan Aşiyan’ da Galatasaray tarihine ait ve Galatasaray Lisesi yıllarından bir çok fotoğraf da sergilenmektedir.
Görüntünün olası içeriği: oturan insanlar ve iç mekan
aşiyan müzesi bebek
Türk şiirinin bu nadide şairlerine ait eşyalar ve onların nazik ruhlarından kalan eşyaları ziyaret ederek bir başka alemde kendinize yer bulacaksınız. Can Dündar’ın “Lüsyen” romanında ayrıntılı anlattığı Abdülhak Hamit’in eşyalarına burada rastlamak beni oldukça etkilemişti.
Alıntı : Hakan Telli, Persephone' nin Çiçeklelri
 
 
 
youtube aşiyan yolları ile ilgili video
 
Günün Sözü : 

Yiyin efendiler yiyin! Bu han-i istiha sizin! / Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin! " Tevfik Fikret

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
24 Aralık 2017, Antalya